Kürt sorunu’ siyasi heyetler-arası görüşme süreciyle birlikte artık yeni bir aşamaya girmiş görünüyor. Hiç değilse şimdi, süreçte taraf olmayı üstlendiğine göre, HDP, sorumluluğunu idrak edip gereklerini yerine getirse. Sürecin bir tarafında yer alan hükümet, sorunun çözümü için gerekli görülebilecek adımları atabilecek bir siyasi güce ve sorumluluk anlayışına sahip. Sürecin başından itibaren karşılaşılan her olumsuz ortamda geri adım atılabilir, hatta süreçten bütünüyle vazgeçilebilirdi; ama hükümet öyle davranmadı.
Peki sürecin tarafı haline geldiğini sevinerek kamuoyuyla paylaşan siyasetçilerin durumu ne? Boşuna sorulmuyor bu soru. BDP ve şimdi HDP konuya ilişkin gel-gitler yaşıyor. Özellikle de sorumluluk gerektiren konularda BDP/HDP çizgisinin elini taşın altına koyduğu pek anlaşılmıyor. Toplumu gerçek anlamda bir çözüme kavuşturma ve ‘silâhsız’ bir ortama hazırlayıp yönlendirme zahmetine katlanmıyor BDP/HDP çizgisi…
Elinde silâh tutanlara ‘’Artık onları bırakmayı düşünmenizin zamanı geldi’’ izlenimi verecek tavsiyeler duymadık o çizgiyi temsil edenlerden; daha da kötüsü, silâhlı mücadeleyi bugün bile geçerli sayan bir anlayış savunuldu. Dağa çıkan/kaçırılan çocuklara mazeret uyduranlar da çıktı aralarından… Karşılarında oturan bakanlardan onlar ne bekliyorlarsa, bakanlar ve onları kendilerine muhatap eden siyasi iktidar da HDP’lilerden aynı şeyi bekliyor: Samimiyet…