Avrupa Merkez Bankası (ECB) dün piyasaya verdiği paranın faizini yüzde 0.10’luk indirimle yüzde 0.15’e çekerken, bankaların kendisinde tuttuğu mevduatların faizini de yüzde -0.10’a indirdi. Yani bankalar, Avrupa Merkez Bankası’ndaki hesaplarında para tutarlarsa üste faiz ödeyecekler. ECB’nin faizleri düşürmesinin, bankaların mevduatlarına negatif faiz uygulamasının Avrupa ekonomisi için kayda değer bir etkisi beklenmiyor.
Bu karar öncesinde de uzun vadeli faizler düşük olmasına karşın kredilerde gerilemeye tanık olunmuştu. Kararların, beklentileri etkilemek gibi sinyal etkisinin daha büyük olması bekleniyor. Hedefe dönük yani kredi fonlaması için para verecek olması, parasal aktarım ve kredi mekanizmasının çalışması için atılan bir adım. Bu kanaldan para vermesinin en yararlı ve önemli tarafı, 2011’de başlayan Avrupa finansal krizinde yaraları açığa çıkan ve bir sermayelendirme süreci içinde olan bankacılık kesimine ‘tedavi’ etkisi olacak. Bu bir bakıma Avrupa’daki sorunlu bankacılık kesimine adrenalin enjeksiyonu. Yani Avrupa Merkez Bankası, Avrupa’da sorunlu bankaları bünyesine almadan, sorunlu bilançoları iyileştirmek için sanki bir nevi bizdeki TMSF rolü üstleniyor gibi.
Para verecek de bizim gibi ülkelere de gelecek bir sermayenin ışığı var mı? Ben olmadığını düşünüyorum. Çünkü dün açıklanan hiçbir kararda gelişen ekonomilere bir ‘ekmek’ çıkmıyor. Ne faiz kararında, ne de uzun vadeli finansman operasyonunda Hepsi hedef dönük ve o hedef de Avrupa’daki bankalar. Gelişen ülkelere akacak bir sermaye akımı ya da likidite olmayacak. Alınan kararların orta vadede kısmen euronun zayıflamasına yol açabileceğini hesaba katmak gerekiyor. Bu da ihracatçılar için iyi bir haber değil. ECB’nin kararları Avrupa’da bankacılık kesimine bir nevi ‘pansuman’ olacağı için, Avrupa borsalarında kısmen yükseliş olması çok normal. Bunun da bize yansıması da. Ancak Bu kararların sonucunda Türkiye’ye olan sermaye girişlerinde artış beklemiyorum. Herhalde, Merkez Bankası’nı da en çok ilgilendiren tarafı bu.