New York’taki mahkemede ortaya çıkan önemli bir sonuç şudur: Daha önce kâğıt üstünde ve başka delillerle gösterilmiş olan bir rüşvet çarkı, bu kez bizzat sistemi kuran ve işleten kişi olarak Reza Zarrab’ın beyanlarıyla da teyit edilmiştir. Buradaki örtüşme, söz konusu rüşvet çarkını artık hem Türkiye hem de bütün dünyanın gözünde inkâr edilemeyecek bir olgu haline getirmektedir.
*
Şimdi Türkiye’nin üzerinde asılı duran soru, bu gerçek karşısında ne yapacağıdır.
Türkiye’de hiçbir şey yapılmadığı ve hiçbir şey olmamış gibi davranıldığı takdirde, bu hareketsizliğin yol açacağı bir dizi sonuç var. Birincisi, rüşvetin ülkedeki yerleşik sistem ve yargı tarafından yaptırıma uğramadığı bir ülke algısının yerleşecek olmasıdır. Türkiye, rüşvetin kurumsallaşmış olduğu bazı üçüncü dünya ülkeleriyle aynı lige düşürülemez.