Almanya ve Hollanda gibi hatırı sayılır Türkiyeli göçmen topluluğuna sahip Avrupa ülkelerindeki yetkililer, on yıllar boyunca Türk kökenli vatandaşlarını, aşağı yukarı benzer niteliklere sahip homojen bir kesim olarak görme eğiliminde oldu. Onlara göre, muhafazakar, eğitimsiz ve yeterince entegre olmamış bir topluluktu bu. Almanyalı ve Hollandalı Türkler, iş bulmayı ve ayrımcılık karşıtlığını temel alan siyasi mücadelelerinde en büyük desteği Sosyal Demokrat partilerden aldı.
Ne var ki Almanya ve Hollanda’daki Türkleri yekpare bir seçmen bloğu olarak görmek, yerel yetkililer tarafından yapılan bir hata değil sadece.
Başbakan Erdoğan’ın geçenlerdeki Almanya ziyareti, onun da yaklaşık 3 milyon Almanyalı Türk’e aynı gözle baktığını açıkça gösterdi.
Erdoğan’a göre, çoğunluğu Almanya’da Sosyal Demokratlara oy verirken, aynı zamanda ağustostaki cumhurbaşkanlığı seçiminde ona destek çıkmaya ikna edilebilecek tek bir potansiyel seçmen kitlesi söz konusu. Düzenlediği toplantıya karşı yapılan kitlesel gösteriler, bunun hiç de kolay olmayacağını gösterdi.
Almanyalı Türkler arasında da Erdoğan’ın otoriter politikalarına yönelik rahatsızlık artıyor ve pek çoğu AKP liderinin cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasına yardım etmemekte kararlı. Almanyalı Türkler arasındaki bu bariz bölünme ve Ağustos’ta Almanya’dan gelecek oyları tekeline alma çabalarına karşı yüksek sesle dile getirilen bu itiraz sanırım Erdoğan için tatsız bir sürpriz oldu.