Yakın zamanlara kadar salı günleri yapılan Meclis grup toplantılarını, bir nevi vazife hissiyle takib ederken sonra bunun hiç de gerekli olmadığını fark ettim.
Bütün haber kanallarının, bu garip nutuk seanslarını naklen vermesinde azdırıcı, yoldan çıkarıcı bir tesir bulunduğu muhakkaktır.
Bu meslekî refleksin artık gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum, zira fena halde bıkkınlık vermeye, “Yine mi sen; ne istiyorsun benden?” yollu homurdanmalara yol açtığını kendi nefsimden biliyorum. Belki vaktiyle geçer akçeydi; artık fena halde sevimsiz geliyor.
Partilerin halkla ilişkilerini yürüten danışmanları, “Bir mesaj ne kadar tekrar edilirse o kadar iyi” formülünü gözden geçirmeye davet ediyorum. Yüksek dozda enformasyondan bunaldık; dezenformasyondan ise gınâ geldi.
Bazıları, “Adam zaten muhalif, onun için gıcık oluyordur” diye düşünebilirler; yanlış!
Dünyada en çok sevdiğiniz kişi sabah, öğle ve akşam seanslarında TV’de, radyolarda, internet sitelerinde, meydanlara sâbit park durumuna getirilmiş parti araçlarında, irtibat bürolarında ve bilboardlarda karşınıza çıksa aynı antipatiyi duyarsınız.
Muhtelif medyalar aracılığıyla propagandaya muhatap kalmak, pazarlanan ürünün niteliği hakkında artık “Acaba kazıklanıyor muyum; acaba şimdi nasıl aldatacaklar?” yollu bir hile endişesi uyandırıyor artık.