Mustafa Balbay: Gezi bölündü belki ama bu, 'böyle gitmez' haykırışını gölgelemeye yetmedi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Gezi’nin büyüklüğü, ondan duyulan korkunun boyutundan da anlaşılıyor. Ancak, bu büyüklük şu gerçeği değiştirmiyor: Hedefi olmayan toplumsal hareketler ne kadar büyük ve güçlü olursa olsun, bölünürler.

Gezi’nin hedefi neydi, sorusuna birinci yılında da hâlâ çok farklı yanıtlar veriliyor. Bu da doğal, çünkü Gezi’nin tek bir hedefi yoktu. Zaten tek bir kesime ya da tek bir şehre de dayanmıyordu. Soruyu biraz daha daraltıp Gezi’nin temel hedefi neydi diye sorarsak, yanıtlardan biri şu olur: İktidarın gidişine dur demekti!

Bu, çok güçlü ve önemli olmasına karşın, deyim yerindeyse bir adım sonrası net olmayan bir hedefti. O yüzden de ister istemez kendi içinde geniş bir yelpaze oluştu. İktidar, bu yelpazeyi Gezi’nin gücünü dağıtmak için önemli bir yol olarak kullandı. Güvenlik güçlerinin orantısız sözcüğünün çok orantısız kalacağı düzeyde tek taraflı bir güç kullanımına girmesi, Gezi’nin ruhundaki mizahı, dayanışmayı, ortak duyguları da erozyona uğrattı. Katılımcılar içindeki kimi kesimlerin toplumdan kopmasına neden oldu. Ancak bütün bunlar, toplumun derinliklerinden ve tüm kesimlerinden yükselen, “böyle gitmez” haykırışını gölgelemeye yetmedi.

Mustafa Balbay’ın yazısı