Bunca absürtlükte en normali: Vardar hezimeti

BURAK KILIÇ 

@kaburet

Futbolun, kaldırımda otururken, üstündeki tozu pisi sıyırıp lüks arabalara binişi 2’nci Cihan Harbi sonrasına teadül eder.

Değişen bu oyunun nitelikleri son 20 yılda taraftarı önce seyircileştirdi, sonrasında da müşterileştirdi. Bu uzun mesele.

İşin içinde ekseni kayan dünya düzeni, kapitalizmin artan hakimiyeti, sevgi ve bağlılık gibi duyguların materyalleşmesi gibi ibadullah olgu var ama konu bu değil. Mesele geldiğimiz noktada futbolun nerede olduğu.

Futbol 2017 senesinde takımlara duyulan aşk ve sadakate bel bağlamış bir ticari oksimorondur.

Kötü yönetilen aile şirketi gibi

Hal böyleyken Fenerbahçe’deki durum Türk tipi bir trajedi.

Biraz sulandırarak anlatayım ki işin vasatlığı iyice sirayet etsin yazıya.

Şimdi müşteriniz markanıza hala aşıksa ve siz kocaman bir marka olduğunuzu iddia edip müşterinizi kötü ürünlerinizle mağdur ediyorsanız, ya o işletmeyi devredeceksiniz ya da müşteriniz ne istiyorsa onu satacaksınız.

Fenerbahçe kötü yönetilen bir aile şirketi gibi. Tepede gergin bir baba var. Baba yıllar içinde güzel para biriktiriyor. Kafası esince kurumsallaşıyor. Ucuz yollu bi CEO bulup kasayı emanetçisine boşalttırıyor. Bunu kendine itiraf etmesi iki yıl alıyor. Bu sürede şirket zararda. Sonra bu CEO bizi soymuş deyip, kemer sıkmaya gidiyor.

Alacaklı birikmiş tabii, maliye defterlere disiplin getirmiş. Eski şatafat yok artık. Babanın kafası yine terse esiyor. ‘El oğlu ne gezer ev içinde’ deyip yakın bir akrabasını işlerin başına koyuyor.

Tüm bu hataları yaparken kızdığı en büyük şey ise müşterilerinin ürünlerini almaması oluyor. ‘Ya biz sizi seviyoruz ama bu ürün neden kötü’ diyenleri daha önce kovmuşluğu da var dükkandan.

Neresinden tutsan elinde kalan, Kadıköy’de işleri yoluna koymadan Kayseri’ye kayak pisti yapmaya çalışan, bir acayip Fenerbahçe kaldı artık geriye. İş bu Vardar hezimeti bunca absürtlüğün ortasında pek bir normal kalıyor.

Söyleyemem derdimi kimseye

Fenerbahçe’deki esas sorunu hala bilmiyoruz. Ne ilginç. Oyuncuların bu kopukluğunu, Ozan’ın neden bu kadar vurdumduymaz olduğunu, Van Persie’yle ne konuşulduğunu, Volkan’ın ne karar aldığını hiç bilmiyoruz.

Milyonlarca seveni olan bir camia 50 kişinin birbirleriyle kuramadıkları ilişkinin açığa çıkmaması için verdiği mücadeleye kurban gidiyor. Başkan Aziz Yıldırım’a sorulan gerçek bir sorudan sonra hiç sekmeyen iki yanıt var; ‘Konuşursam yer yerinden oynar’, ‘İçeride ne olduğunu bilmiyorsunuz’.

Heh işte bilmiyoruz.

Teknik adam Aykut Kocaman zaten soru kabul etmiyor. E futbolcular desen, ezelden susmaya mahkum. Vaziyet; körler sağırlar birbirini ağırlar.

Derman

En tepeye bir akıl gerekli. Temiz, koşan, ısıran, agresif bir akıl. Bu aklın, akıl alır bir planı olmalı. Bunları anlatabilmeli ve ikna edene kadar dinlettirebilmeli. Enine boyuna tartışarak, çağın gerekliliklerini ıskalamadan. Bu planın inandırıcılığı ve uygulanabilirliği tatbik edildikçe destek verilmeli ve iletişim hiç kopmamalı.

Büyük devrimlere de ihtiyaç yok. Doğru adımları zaman bırakarak yol alınabilir. Yeter ki, değişimin gerekliliğine herkes ihtiyaç duysun. Elzem olan devrim, irticanın kabusu olur.

Not: Tunca Öğreten üç mevsimdir tutsak.