Türkiye’nin hafta içi Suriye’nin kuzeyindeki Karaçok bölgesinde Kürt güçlere hava saldırıları düzenlemesinin ardından Washington Post için bir yazı kaleme alan Suriye Demokratik Konseyi (SDK) Eş Başkanı İlham Ahmed, “Erdoğan PKK ile aynı olmadığımızın, Kuzey Suriye’yi Türkiye’ye saldırmak için kullanmadığımızın farkında” dedi.

Suriye Demokratik Konseyi, ABD’nin Rakka operasyonunu birlikte yürüttüğü ve YPG’nin çatısını oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri’nin siyasi kanadı olarak biliniyor. Rojava olarak anılan Kuzey Suriye’nin yönetimi fiili olarak Suriye Demokratik Konseyi’nde.
‘Amerika’nın Suriye’deki en iyi dostuyuz. Türkiye yine de bizi bombaladı’ başlıklı yazısında Türkiye’nin saldırılarında 20 askerlerinin öldüğünü belirten Ahmed şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan saldırıları aynı temelsiz iddiayla haklı çıkarmaya çalışıyor: YPG, Türkiye’de devletle savaşan PKK ile aynıdır. Bu iddia PKK ile aynı kurucuyu ve pek çok entelektüel değeri paylaşmamıza dayanıyor. Ancak aynı şey, Türkiye parlamentosunda 58 milletvekili olan ve yasal bir parti olan HDP için de geçerli. Bizim gibi onlar da PKK ile aynı değiller ve bizi PKK ile eş göstermek için yapılan her girişim samimiyetsiz.”
‘Erdoğan hepsinin farkında, sadece umursamıyor’

Ahmed’e göre Erdoğan bunların farkında ama ‘umursamıyor’: “Erdoğan bunun farkında. Bizim siyasi ve askeri liderliğimizin PKK’dan tamamen ayrı olduğunun, YPG ve PKK’yı eş tutmanın bizim temel değerimiz olan merkezi yönetime karşı çıkmak olduğunun, bizim Kuzey Suriye’yi Türkiye’ye saldırmak için kullanmadığımızın farkında. Bunların hepsinin farkında. Sadece umursamıyor.”
‘Erdoğan ABD’yi seçime zorluyor’

Erdoğan’ın ABD’yi DSG ile Türkiye arasında bir seçim yapmaya zorladığını ifade eden Ahmed şöyle devam etti: “Biz böyle bir seçimin gerekli olduğunu düşünmüyoruz ancak bu seçimin ne gerektirdiğini değerlendirmek gerekir. Biz, Demokratik Suriye Güçleri ilerici ve demokratik partilerden oluşan Kuzey Suriye Federasyonunu yönetiyoruz. Her taraftan saldırıya uğrasak da (IŞİD, Esad rejimi ve Erdoğan’ın Türkiye’si) bölgemiz ülkenin diğer yerlerinden daha güvenli. Üç milyonluk nüfusumuza karşın 500 bin Hristiyan, Sünni, Şii, Ermeni ve Ezidi mülteciyi Suriye’nin her bir bölgesinden aldık.”
Ahmed yazısında Türkiye’deki siyasi atmosfere de değinip karşılaştırma yaparak, “Ne yazık ki, bizim demokratik, eşitlikçi ve ilerici toplumumuzla Erdoğan’ın gücünü kemikleştirdiği ve totaliter bir devlete dönüştürdüğü komşumuz Türkiye arasında keskin bir fark var. Bu, Erdoğan’ın siyasetine katılmayan milletvekilini, parti liderlerini, gazetecileri, sendika üyelerini ve askeri liderleri tutukladıktan sonra yapılan referandumda iyice ortaya çıktı” dedi.
‘ABD’nin gerçek müttefiki ortaya çıkıyor’

Türkiye’yle olan çatışmayı tırmandırmak istemediklerini belirtirken, kendilerinin de ABD’nin ‘gerçek müttefiki’ olduğunu savundu.
Ahmed, şöyle devam etti: “Evet, kendi totaliter devletini kurmayı arzularken teröre göz yuman Erdoğan’ın tarihin yanlış tarafında durduğuna inanıyoruz. O dışarıya saldırırken biz iyimserlik ve ilerleme ruhuyla daha iyi bir Suriye için içeriye bakıyoruz. Biz, ABD’nin biz ve Türkiye arasında bir seçim yapması gerektiğine inanmıyoruz. Yine de ABD’nin gerçek müttefiki her geçen gün ortaya çıkıyor.”