Uluslararası topluluktan gelen bütün sesler aynı tınıyı taşıyor. Hepsi kaygılı.
İçerideki sesler de farklı değil. CHP ya da MHP gibi partilerden söz etmiyorum. Onlar, Türk-işi muhalefetlerini her zamanki üsluplarıyla yapıyorlar.
Ama örneğin Haşim Kılıç için ne diyeceğiz? “Kemalist” mi, Haşim Kılıç? “Laikçi” mi?
İçeriden, dışarıdan, bütün bu eleştiriler, Erdoğan’ın “iman dolu göğsü gibi serhaddine” çarpıp kırılıyor, dağılıyor.
Başbakan, medeni dünyadan kendisini ayıran, bizi de tezelden toplum olarak ayırmasına gayret ettiği “değerler”e her gün bir yenisini eklemekten geri durmuyor, fırsat da kaçırmıyor. Örneğin sapığın teki iğrenç bir cinayet işleyince bunu hemen “idam cezasının kalkması kötü oldu” noktasına getirebiliyor.
Bütün bu eleştirenler yanlış, kötü, Türkiye karşıtı bir komplo içinde yer alıyorlar. Amerika’nın Cumhurbaşkanı ya da Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin Başkanı farketmiyor. Erdoğan’ın her birine yetiştireceği bir cevabı –ve “karşı saldırısı”– var, hazır.
Böylece, oldukça hızlı adımlarla, ürkütücü bir yalnızlığa doğru ilerliyoruz. Çünkü, kendinden başka herkesle kavgalı bir Başbakan’ımız var.