Özgür Mumcu: Erdoğan'ın 'milli irade' söylemi Fransız ihtilali esintili ve pek jakoben

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Memleketimizde siyasi iktidarların senelerce askerin gölgesinde olması demokrasinin çarpık algılanmasına yol açtı. İdarenin her denetimi, keyfi işlem ve eylemlerinin sınırlanması için her çaba “vesayetçilik” olarak yansıtılıyor.

“Askeri vesayet”ten bağımsızlığını kazandığını ileri süren iktidar demokrasiyi tamamen denetimsiz olmak zannediyor.  Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına da idari yargının yürütmeyi durdurma kararlarına da isyanı bu sebeple. Yargı bağımsızlığı ya da devlet içinde bazı kurumların özerkliği “milli irade”ye tasallut olarak değerlendiriliyor.

Çoğunlukçuluğun iktidarın bütün kılcal damarlarına kadar hakim bir anlayış olduğu çok açık. Arada ayıp olmasın diye çoğulculuktan dem vurulur gibi yapılıyorsa da bunun sureti haktan görünmek için yapıldığı ortada. Açılımlar çoğu zaman açılım yapılacak kitlelerin rehin alınmasından ve masaya meze serper gibi bazı hakların bahşedilmesinden ibaret.

Bugünkü iktidar ve onun seküler kökenli destekçilerinin en çok yakındıkları kavramlar öteden beri ceberut devlet ve jakobenlik. Cumhuriyeti kuranların Fransız ihtilalinden esinlenmiş devlet anlayışını hep yerden yere vurdular. Oysa devlet ve iktidara bakış açısından aynı şeyi düşünmüyorlar mıydı?

Jakobenlerin lideri Robespierre’in Rousseau’nın Toplum Sözleşmesi’nden yola çıktığı malum. Rousseau’nun “genel irade” kavramı çok tartışılmıştır. Egemenliği halka verdiği için önemli ancak ‘totaliter demokrasi’ye yol açabileceği için de eleştirilen bir kavram.
Rousseau’nunki kadar sofistike olmasa da Erdoğan’ın “milli irade” söylemi nedense bana pek Fransız ihtilali esintili ve pek jakoben gelmekte.

Özgür Mumcu’nun yazısı