Ülkenin en güzel derbisine yazık ettiniz: Tamam yine gerilin ama arada futbol da oynayın

BURAK KILIÇ 

@kaburet

Haklı çıkmak için harcanan çaba, ülkedeki en güzel derbiyi izlenmez hale getirdi.

Biz de isterdik futbol konuşmak ama fırsat vermediler. Elde kalanla izah etmeye çalışalım. Önceliği, Vodafone Arena’da kırıntısı kalan futbola ayıralım. Yazıyı da kırmızı kart öncesi-sonrası diye ayıralım.

Öncelikle ev sahibi. Şenol Güneş, genelin dışına çıktı. Özel maçlarda özel taktik ve kadrolar sürme geleneğini kenara itip ‘Ben istediğim gibi oynarım’ dedi. Belki de bir farkla. Oğuzhan-Atiba ikilisinden top yapanını Pirlolaştırmak yerine Vieiralaştırdı.

Önceki maçlarda da topu almak için tandeme gelen Oğuzhan, derbide neredeyse her atak başlangıcında kendini, yarı sahasının ortasında buldu. Quaresma ve Babel kanatlarının beklerinden aldığı destek ise rakip kanatların tehditkârlığı nedeniyle sekteye uğrarken, atak başlangıçları iki ekol çatışmasına dönüştü.

Oğuzhan önderliğindeki pas akışıyla Q7 manifestosuna dönüşen ‘her topu bana verin’ oyunun çelişkisi ilk 40 dakikadan bir pozisyon çıkarabildi. Bu sürede ise Beşiktaşlı oyuncular fiziksel ve taktiksel varyeteden çok mental harple mücadele etti.

Kış güneşi

Fenerbahçe ise elindeki tek silahını bileylemekten öteye gidemedi. Saracoğlu’ndaki Manchester maçında iyi örneklerinden birini sergilediği ‘Çanakkale geçilmez’ savunmasının hücumda eline baktığı isim Lens’ti. Arena’da da aynısı oldu. Aklı başında pas yapılan her akında ana adımları Lens attı. Arkadaşlarıysa genellikle top tepti.

Futbol kalitesi olarak nitelik koymakta yine zorlandı Fenerbahçeliler. Savunmanın övgüsüyse formanın tarihiyle ters düşüyor. Kış güneşini gören sarı-lacivertlerin yazlıkları çıkarması onları hasta edebilir. Fenerbahçe’nin futbol iklimi hala soğuk ve bir galibiyetle ısınamaz. Bambaşka bir yazıya konu olacak eksiklikleri başarı umutlarının önündeki en büyük engel olarak karşılarında duruyor.

Tufaya düşmeyeceksin

Provokasyon kelimesi 18 yaşının altındaki insanlar için geçerli. Büyük insanlar için bu kelimenin argo karşılığı var. Tufa. Tufaya düşmeyeceksin. Aklı başında olan tuzağa düşmeyecek. Tribündeki adam, stada girdiği andan itibaren aklıyla değil kalbiyle yer alır. Kalpten izah beklenmez. Ama sahadakiler için durum başka. Tufaya düşmeyeceksin. İki taraf da birbirine sportmenlik dışı hareketler yaptı. Tufaya düşmeyen kazandı.

Zihnini açık tutacaksın

Evet hakem hatalı kararlar verdi ve tesir etti. O zaten cepte. Hakemlerin formsuzluğu aşikar. Ama bu mahkeme salonu değil, ring. Ringde rakibin yüzüne değil karaciğere mi vuruyor? Karaciğerini koruyacaksın. Her kontrada seni engellemek için sarılıyor mu? Puana oyna. Kulağını ısırmayacaksın. Tükürmeyeceksin. Aldığın darbeyi püskürteceksin. Haklı çıkmak için elinde argüman olacak. Senin provokasyon dediğin sporun içinde olmasaydı, Ron Artest NBA’e adım atamaz, Mike Tyson, deriden başka kemer takamazdı. Hele ki büyük maça çıkıyorsan tüm zihnini açık tutacaksın.

Yazık ettiniz

Son iki derbide tat tuz yok. Bahsettiğimiz tüm ülkenin iyi oyun olacak dediği Beşiktaş-Fenerbahçe derbileri. Birkaç sene öncesine kadar her bitişinde sayfalarca taktik ve yetenek konuştuğumuz maçlar kör dövüşüne döndü. Şunu batırmayın. Alexli, Koraylı derbileri mumla aratmayın. Tamam yine gerilin ama arada top da oynayın.