Türkiye’de eleştirel gazeteciliğin ruhuna fatiha okunan günlerden geçiyoruz. Basın ve ifade özgürlüğü önündeki baskı ve yasaklar ile habercilere uygulanan direkt sansür, dünyanın tüm gelişmiş demokrasilerinde şaşkınlık yaratıyor.
En temel demokratik hakları gasbedilen gazetecilerin yaşadıkları bu zorluklar büyük basında ne kadar yer buluyor peki? Hiç. Çok satan ‘büyük’ gazeteler ve çok izlenen ‘büyük’ TV kanallarında gazetecilerin yaşadığı zorluklar ve hak ihlalleri haber olmuyor; haber değeri taşımıyor. Bu da ‘büyük’ bir gazetecilik suçudur.
Türkiye’nin son döneminde yok olan şeylerden birisi de utanma duygusu. Hem bile bile kötü gazetecilik yapasınız diye büyük paralar kazanacaksınız, hem de neden kötü gazetecilik yaptığınız sorulduğunda esip köpüreceksiniz. Ama hayatta her şeyin bir bedeli var.