RIFAT DOĞAN
Siirt’in Şirvan ilçesinde 16 işçinin toprak altında kaldığı ocakta incelemelerde bulunan Sosyal Haklar Derneği (SHD) Genel Başkanı Melda Onur, AKP Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay’ın yakınlarının kurtarılmasını bekleyen acılı ailelere dönerek, “Allah isterse işçiler kurtulur, istemezse kurtulamaz. Var mı itirazı olan?” dediğini söyledi.

SHD, Siirt’in Şirvan ilçesine bağlı Maden köyünde bulunan Ciner Holding’e ait Park Elektrik’in işlettiği bakır madeninde meydana gelen faciayla ilgili izlenim notlarını kamuoyuyla paylaştı. Taksim Hill Otel’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Onur, yetkililer, işçi aileleri ve oradaki tanıklarla yaptıkları görüşmeleri iletti.
Onur, madenin kapalı sahadan açık sahaya çevrilen bir işletme olduğunu belirterek, açık saha madenciliğinin iş güvenliği konusunda daha riskli bir işletme türü olduğunu kaydetti.
‘Torpilli alan, karın daha fazla olduğu nokta ve faciada burada meydana geldi’
Bakır madeninde Park Elektrik’in yanısıra dört taşeron firmanın çalıştığını, facianın meydana geldiği noktada tek bir taşeron firmaya bağlı işçilerin toprak altında kaldığını kaydeden Onur, şu bilgiyi verdi: “Yerel ilişkilerde torpilli alanları tercih ediyorlar. Maden işletmesinde torpilli alan şu anlama geliyor: Zemini yumuşak olan yani malzemeyi çıkarması kolay olan ve tahliye yerine yakın olan yer. Yani aslında torpilli olmak işçi için bir risk, işveren için ya da taşeron için daha çok kazanç ve kar demek. Bu çok acı bir şey. Torpilli alan tamamen kar maksimizasyonuyla ilgili. Kaldı ki bu olay da bahsettiğimiz torpilli alanda meydana geldi.”
‘Park Elektrik’e bağlı işçiler günde 10, taşeron işçiler ise 45 taşıma yapıyor’

İşçilerin ifadelerine göre iş güvenliği denetimlerinin yetersiz olduğunu ifade eden Onur, “Park Elektrik’e bağlı işçiler günde ortalama 10 sefer taşıma yaparken taşeron şirket işçileri 45 sefere kadar taşıma yapmakta, daha çok çalışmak zorunda” dedi.
Onur, olay yerine ilk gittikleri saatlerde arama-kurtarma çalışmalarının yapılmadığı yönünde ailelerin şikayeti olduğunu, olaydan sonraki 3 gün boyunca doğru düzgün bir çalışma yapılmadığı yönünde iddiaların da dile getirildiğini belirterek şöyle devam etti: “Olay yerine bakan gelmesiyle 1 saat içinde çalışmalar hızlandırıldı. İlk gün çalışma yapılamamasının sebebi yoğun yağışın olması olarak gösterildi. Çatlaklar olmuş ve onlar çamurlarla kapatılmış. Enerji Bakanı Berat Albayrak ‘Arama kurtarma çalışmalarının başlayabilmesi için toprağın kuruması beklendi’ şeklinde bir cümle kurdu. Toprağın kuruması bekleniyorsa öyle bir zeminde nasıl üretim yapılıyor? Bunu sormak gerekir. Demek ki arama kurtarma yapılamayacak kadar kötü bir zeminde, siz işçileri gönderip hala üretim yapmayı sürdürebiliyorsunuz. Bunları soracağız.”
16 işçi için 16 soru hazırladıklarını ve bunları dörde bölerek muhalefet partileri aracılığıyla bakanlara soracaklarını dile getiren Onur, hazırladıkları soruları okudu.
‘İşçiler Allah isterse kurtulur, istemezse kurtulamaz’
AKP Genel Başkanı Yasin Aktay’dan duyduğu sözleri de aktaran Onur, Aktay’ın orada acılı bir şekilde yakınlarının kurtarılması umuduyla bekleyen insanlara dönüp “Bakın Allah isterse kurtulurlar, ama Allah istemezse onlar oradan kurtulamazlar. Var mı itiraz?” dediğini söyledi.
Maden araması yapılan yer yıpranmış ve teknoloji de eskimiş

Avukat Evren İşler de 25 Temmuz’daki şev kaymasından sonra madenin 60 gün boyunca kapalı kaldığını dile getirdi: “Kapalı kalmasının gerekçesi olarak üretim yapılan tesiste uzun süren üretim sürecinin yarattığı yıpranma ve teknolojik eskimenin neden olduğu verimlilik düşüşü gösteriliyor. Yani aslında çok net bir şekilde şunları söylüyorlar: Biz bu alanı yıprattık. Teknolojik ekipmanlarımız da eski ve biz burada devam etmeyelim” diyerek durduruyorlar. Sonra çok hızlı çalışmaya başlıyorlar. Melda hanımın anlattığı üzere işçiler çok değerli iki damar bulduklarını söylüyor. Bu iki damarı çıkarmak için çok hızlı bir çalışmaya giriyorlar. Kötü olan şev yapısını bozarak çalışmaya devam ediyorlar. Kısacası burada teknik olarak baktığımızda göz göre göre gelen bir facia var.”
Avukat İşler: Tüm sorumlular olası kasıtla yargılanmalı
Bütün sorumluların olası kastla yargılanması gerektiğini dile getiren İşler, devam eden Soma davasıyla ilgili “Olası kasıttan yargılanan 8 olan tutuklu sayısı 6’ya düştü. Son olarak ‘Şirketin patronu benim’ diyen Alp Gürkan’a bilinçli taksir suçlamasıyla iki buçuk yıl sonra dava açıldı, sevinsek mi üzülsek mi bilemedim” dedi.
Avukat, Soma’da ve Şirvan’da göz göre göre gelen bir facia nedeniyle bütün sorumluların ‘olası kasıtla adam öldürme’ suçlamasıyla yargılanmaları ve cezalandırılmaları için ellerinden geleni yapacaklarını dile getirdi.
Müfettişler ‘terör’ gerekçesiyle hiç incelemeye gitmemiş

SHD Genel Sekreteri Can Atalay da Soma’da faciadan sonra savcılık tarafından yapılan işlemlerin hiçbirinin Şirvan’da yapılmadığını belirterek ilgili soruşturma savcısı tarafından derhal yerine getirilmesi gerektiğini ifade etti. Atalay aldıkları duyumlara göre müfettişlerin orada ‘terör’ü gerekçe göstererek inceleme yapamadığını belirtti: “Bir haftadır bütün devlet erkanı Şirvan’da maden sahasının daha yukarı noktalarda çeşitli incelemelerde bulunuyor. Bunu sağlayabilen kolluk güçleri, jandarma ve ilgili birimlerin kamu adına zorunlu olarak denetim yapan müfettişlerin denetimi yapması için gerekli güvenlik tedbirini almaması kabul edilemez. Eğer bu böyleyse en yüksek noktaya kadar hukuki süreklilik devam eder.”
“İşçiler ne çıktığını bilmiyor ama değerli bir damar bulunduğunu söylüyor” diyen Atalay, bu nedenle üretimin hızlandırıldığını ve işçilerin patron olarak söyledikleri Güray Eken’in son aylarda alışılmış gidiş gelişin dışında Şirvan’a olay yerine Çinli bir ekiple 25 Temmuz’daki şev kaymasından sonra ağustos ayı içinde geldiğini ve bunun ciddi şüpheler uyandırdığını söyledi.
Bu katliamın üstünün örtülmek istendiğini dile getiren Atalay, olayın aydınlatılmasının yürütmenin görevi ve sorumluluğu olduğunu belirtti. Evrensel ve DİHA muhabirlerinin haber yapması ve görüntü almasının engellendiğini dile getiren Atalay, “Facianın üzerinin örtülmesine ilişkin başka bir ciddi şüphe de bu yüzden oluşmuştur” dedi.