Pulitzer Ödüllü gazeteci Seymour Hersh’ün Suriye’deki kimyasal silah saldırısı konusuna Türkiye’yi zan altında bırakan iddiaları tartışılmaya devam ederken, Hersh’ün tezini destekleyen Ortadoğu uzmanı gazeteci Robert Fisk ‘Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Batı dostu olduğu için Lahey’de yargılanmayacağını‘ söyledi. Fisk, Birgün gazetesinden Ömür Şahin Keyif’le söyleşisinde, ‘Gezi eylemlerinin Batı’yı korkuttuğu‘ yorumunu da yaptı.
The Independent’taki köşe yazısında Erdoğan’ı ‘dandik ama tehlikeli bir diktatör’e benzeten Fisk’in öne çıkan açıklamaları şöyle:
‘ABD Türkiye’yi yüzüstü bıraktı’
* Yazımda Seymour Hersh’ün son makalesine gönderme yaptım; çünkü bu makale çok manalı. ABD’nin muhalifleri daha fazla desteklemekle ilgilenmediğini biliyoruz. Suriye’ye bu şekilde demokrasi gelmeyeceğini anladılar. Daha önce Türkiye’nin muhaliflere askeri teçhizat yardımı yapmasını tercih ediyorlardı, fakat şimdi bununla ilgilenmiyorlar. Ve Türkiye ilk defa olmamakla beraber Amerikan politikaları tarafından yüzüstü bırakıldı. Türkiye Amerika’nın desteğiyle muhaliflere yardım etme konusunda hemfikirken, birdenbire Amerika muhalifleri daha fazla istemediğine karar verdi.
‘Hersh, hükümetin kendisini kullanmasına izin vermiyor’
* Gazetecilikte hükümet kaynakları ve yetkili kaynaklardan yapılan alıntılara sıklıkla rastlarsınız. Yaptıkları şey hükümet çizgisini ortaya koymaktır. Neredeyse hükümetin parçası olurlar. Hersh bizim ‘muhbir’ dediğimiz kişileri kullanıyor. Burada hükümet içinden kişilerin, hükümet istememesine rağmen bazı belgeleri sızdırması söz konusu. Anonim kişilerden alıntılar yapan Hersh, ‘Hükümet kaynakları bana şunu dedi’ diyen gazetecilerden çok daha iyi bir gazeteci. Çünkü bu hükümetin bir gazeteciyi kullanması anlamına gelir. Hersh’ün durumunda, ona bilgi veren yetkililer ABD yönetimine karşı kişiler…
Obama ve Erdoğan ittifakı bitiyor mu?
Hayır hâlâ müttefikler. Ama Hersh’ün işaret ettiği toplantıya bakarsanız, geçen yaz Beyaz Saray’da ilk defa Obama, muhaliflerden ve onların faaliyetlerinden memnun olmadığını açıkça belirtti. İki ülke arasındaki ilişkiye bakarsanız, o yemek, Erdoğan’ın ihanete uğradığını düşündüğü noktaydı. Bunun hayali bir his olduğunu da söylemiyorum. Bence haklıydı da… Amerika her zaman Türkiye’yi çantada keklik görüyor, Türkler de Amerikalılara çok güveniyor. Bence asıl hikâye bu.
Erdoğan ve Davutoğlu Lahey’e gider mi?
Kaybedenler Lahey’e giderler, kazananlar değil… Batı’nın uygun gördükleri, Batı’nın müttefikleri asla Lahey’e gitmez. İngiltere’de [eski başbakan] Tony Blair gibi savaş suçlusu olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne çıkması gereken yüzlerce kişi var, Irak işgali nedeniyle. Ama hiçbir zaman gitmeyecekler. Zaten bu çok saçma olur çünkü savaşı kaybetmediler. Gerçekten kazanmadılar da… Bence bütün savaş suçluları yargılanmalı ama gerçek dünyada sadece kaybedenler yargılanırlar… Ruanda’dakiler mesela… Batı liderlerinin soykırım yaptıklarını söylemiyorum, ama Irak’taki ölümlerin sayısı gerçekten çok fazlaydı… Erdoğan’a gelirsek, o bu mahkemeye çıkması için gerçek nedenler olsa bile asla çıkmayacaktır.
‘Erdoğan Gezi’de Mübarek gibi davrandı’
* Bence Gezi eylemleri Batı’yı korkuttu. Birdenbire, Erdoğan demokratik bir müttefik olmak yerine, Batı’nın gözünde biraz daha Mübarek gibi davranmaya başladı. Barışçıl göstericilerin üzerine polislerini yolladı. Onun devamında, kitlesel tutuklamalar, yolsuzluk iddiaları ve elbette sosyal medyayı kapatmak… Bunu Mübarek de yapmaya çalışmıştı ve üç gün kadar başardı… Erdoğan’ın bir çok davranışı, Arap diktatörlerin davranışlarına benziyor…
‘Türkiye diktatör olmasına izin vermez’
* Ancak Türkiye onun diktatör olmasına izin vermez. Çünkü Türkiye çok güçlü ve etkileyici bir ülke. Türkiye halkı zaman içinde çok gelişti. 38 yıldır ben de Türkiye’ye gidiyorum. Türkiye’nin gelişimini izledim. Halk uzun zaman öncesine nazaran artık politikacılardan çok daha fazla eğitimli. Erdoğan sinirlendiğinde ülkeyi geriye götürücü hamleler yapabiliyor ve bence Türkiye’ye zarar veriyor.