[Seymour Hersh’ün Türkiye’nin Surşye’deki rolüne ilişkin kaleme aldığı] Yazının tümünün, satır satır ve çok büyük dikkatle okunmasında yarar var. Türkiye’deki iktidarın, Obama’yı ‘kırmızı çizginin aşıldığı’na ikna etmek ve Suriye’ye saldırtmak için, 21 Ağustos sarin gazı saldırısını tezgâhlaması gerçek olabilir mi?
İnanması çok güç ve çok rahatsız edici. Türkiye’deki bazı devlet birimleri ile el-Kaide’nin Suriye kolu an-Nusra Cephesi arasındaki ilişkiye inanmak da çok güç ve çok rahatsız edici ama sanki böyle bir ‘gerçeklik’ var.
Dahası, yazının şu satırları bana pek ilginç geldi:
“Üst düzey askeri liderlerimize, askeri istihbarat (DIA) ve istihbarat görevlilerinden söylendiğine göre, sarin Türkiye’den sağlandı ve oraya (21 Ağustos saldırısının yapıldığı Şam’ın Guta adlı varoşu, cç) ancak Türk desteğiyle ulaşabilirdi. Türkler sarin üretimi ve kullanımı için eğitim de verdiler. Bu değerlendirmeyi destekleyen unsurlar da saldırı sonrasında dinlemeye takılan konuşmalar sayesinde bizzat Türklerden geldi…”
Bu ne demek?
Amerikan askeri istihbaratının ve diğer istihbarat birimlerinin elinde ‘ses kayıtları’, yani ‘tapeler’ var demek. Türkiye’deki iktidar sahiplerinin neredeyse her konuşması ellerinde olabilir. Peki, bu, son üç ayda Türkiye’de dolaşıma sokulan ‘tapeler’ ya da ‘ses kayıtları’nın arkasında, iktidarın kamuoyunu inandırmak istediği ‘Cemaat’ten farklı merkezlerin bulunduğu anlamına gelir mi? Bu soruya ‘Hayır’ cevabını vererek, kestirip atabilir misiniz? Sormakla yetinelim.
Bir soru daha soralım: Acaba, asıl Amerikan ‘kırmızı çizgi’si, Tayyip Erdoğan iktidarının el-Kaide ilişkisi mi?