Aslında bu eğilim 30 Mart seçiminden önce başladı ama alınan yüzde 45 oya karşın seçimden sonra da devam ediyor. Eğilim şu: Başbakan Tayyip Erdoğan’ın çıkış yaptığı muhatapları, kamu görevlisi olsa da onu cevapsız bırakmamaya başladı. Bunun en son örneği Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç’ın dün [Twitter kararı hakkında] söyledikleri oldu.
… Soru üzerine netameli bir konuya daha girdi Kılıç. Başbakan 30 Mart seçimlerine yapılmış itirazlarda Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) vereceği kararların kesin olacağını söylemişti. Kılıç dedi ki, “Önümüze gelsin, bakarız.” Böylelikle seçim sonuçları konusunda AYM’ye bireysel başvuru kapısını da –başvuruyu kabul edip etmeyeceklerini söylemese de- açmış oldu.
Bir yandan Başbakan Erdoğan seçim sonrasında attığı her adımla bir ‘kararlılık gösterisinde’ bulunuyor. Bu kararlılık gösterisinin birinci hedefi, Fethullah Gülen grubunun, yaygın kullanımıyla ‘cemaat’in, yaygın deyimle iflahını kesmektir.
… Öte yandan Cumhurbaşkanlığı yarışında ittifaklar politikasını dikkatli götürmek zorunda. Her tarafa sert çıkarak göz korkutma taktiği bir yere kadar tutabilir. Belli bir aşamadan sonra güç gösterisiyle yanınızda tuttuğunuz kesimlerin yavaş yavaş geri çekildiğini de görebilir Erdoğan. Erdoğan’ı en yakın dava arkadaşları, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis Başkanı Cemil Çiçek daha mutedil gitmesi konusunda uyarıyor, şimdi Kılıç da uyarıyor ama Erdoğan’ın kararlılık seddini aşabilecekler mi? O şimdilik meçhul.