Dün merhum Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve Yunanistan’ın sabık başbakanlarından, Cem’in barışın inşasındaki ortağı Yorgo Papandreu’nun adına ilk barış ödülleri verildi.
Cem ve Papandreu’nun işbirliğinin yoğunlaştığı yıllar, Türkiye’nin AB üyelik sürecinde nihayet ileriye yönelik adımlar atılabildiği dönemdi. O yılların Türkiye’sinin adaylığı, Avrupa Parlamentosu’nun ciddi desteğine sahipti.
Bugünün Avrupa Parlamentosu çok farklı bir üye dağılımına sahip. Ancak parlamentoda iktidar hâlâ AB’nin bugünlerde hayli aşınmış değerlerini ve ilkelerini önemseyen siyasi akımların temsilcilerinde. Dolayısıyla onların raporunu AB yönetimi ve üye ülkelerin ilkesizliğiyle karıştırmamak gerekir.
Rapordaki tespitler olgulara ve gözlemlere dayalı olduğundan ortaya çıkan Türkiye fotoğrafı bir hayli tatsız.
Bu raporun, tıpkı ABD Dışişleri Bakanlığı raporu gibi fazla bir yankısı veya etkisi olmayacaktır. Ama Türkiye’nin kendisini hangi değerler sistemine, ittifak çerçevesine ait hissettiği ve bu toplumun kendisini nasıl bir rejime layık gördüğü soruları yerli yerinde durmaya devam edecektir. Bu cevabı ararken Cem’in yokluğu da hissedilecektir.