Gözlemimiz odur ki, Erdoğan anayasa ve başkanlık sistemi tartışmalarını kamuoyuna taşımak, kimi fikirleri orada demlendirmek arzusunda. Başka bir ifadeyle, (başkanlık sistemiyle ilgili ayrı bir referandum yapılsın yapılmasın) cumhurbaşkanı toplumsal seferberliği, toplumsal meşruiyeti ve bu meşruiyetin gerekirse sistemin kurumları, siyaset üzerine baskı kurmasını, bunun kendi eliyle olmasını yeni bir yönetim tarzı olarak benimsiyor ve her geçen gün bunun yeni mekanizmalarını üretiyor.
Toplumsal seferberlik, toplumsal meşruiyet, toplumsal çoğunluk, Erdoğan’ın anayasa sınırlarını aşan çerçevede ‘siyaseten nihai tayin edici’ olmasının da kendi açısından keskin formülü.
Başkanlık sistemi konusunda da, ‘parlamento karşısında toplum’ veya ‘siyasi blokaj karşısında toplumsal çoğunluk’ denklemini devreye sokmayı bir kenarda tutuyor. Bu denklemin işlemesi halinde, özellikle komisyon ve meclis çalışmalarında, siyasi pazarlıklarda AK Parti içi dengeleri, AK Parti-MHP ilişkilerini de etkilemesi çok kuvvetli bir ihtimalidir.