İşin tüyler ürpertici tarafı burada. ‘Terörist saldırılar’, Ankara’da Amerikan, İstanbul’da ise Alman istihbarat uyarılarına rağmen, Türkiye’nin en büyük iki şehrinin ‘kalbi’nde istendiği vakit gerçekleştirilebileceğini ortaya koyuyor.
Bir yanda Türkiye’nin ‘zaafiyeti’ni sergilerken, diğer yanda Türkiye’nin ‘yönetilemezliği’ni tüm dünyanın gözleri önüne sermiş oluyor.
Terörist saldırıları önlemeyi beceremeyen kamu otoritesi, yine işin kolayına kaçarak, önce ‘yayın yasağı’ koydu. Herhalde yakın gelecekte, terörle ‘baş edebilmek’ için, bundan önce hep öyle olduğu gibi, ‘temel hak ve özgürlükler’in kısılmasına devam edilecek.
Böyle davranmak, terörün ve terörist eylemlerin devamına ‘davetiye çıkartmak’ gibidir ama Türkiye’de kamu otoritesinin geçmişten alınması gereken dersi aldığına dair pek bir işaret görülmediği için, yanılmayı arzu etmekle birlikte, tahminimiz o yönde.