Terörle mücadele gerekçesi altında, 1990’lardaki gibi, belki ondan daha kapsamlı bir devlet terörüne dönüşen şiddet politikası siyasal alana egemen.
1990’lardan farklı olarak, bu devlet şiddeti, iktidar partisi ve devletin bütünleşmesi ve parti devletinin tüm kurumlarının tek bir emir-kumanda zinciri içinde çalışmasıyla birlikte yürütülüyor.
Yasadışı gerekçe ve yöntemlerle veya yasaların temel hak ve özgürlüklerin korunmasını yürürlükten kaldırmasıyla yürütülen bu devlet terörü, içinde giderek boğulduğumuz genelleşmiş siyasal şiddetin asli kaynağıdır.
Son altı ayda bölgede öldürülen sivillerin ve güvenlik görevlilerinin sayısının 400’ü aştığı, öldürülen PKK/YPG-H militanı sayısının belirsiz olduğu bu şiddet nöbetinin kısa vadede durması için ortada bir neden gözükmüyor.