Hasılı, normalleşmesi gereken teröre açık destek veren medya, paralel çetenin güdümüne giren siyasi kulüpler, kendilerine jilet atan sözde akademisyen ve sözde aydınlar, bir bölüm Kürt halkının barış ümidi ile verdikleri desteği, darbecilere payanda yapan Demirtaş/Yüksekdağ liderliğindeki HDP’dir. PKK ve FETÖ kesin yenilgiye uğramışlardır ve silahlarını gömmek dışında bir seçenekleri yoktur. Toparlanıp yeniden saldırmak için Öcalan’a sığınmalarının bir getirisi yoktur. Umarız HDP kendisini PKK’dan koparacak zihinsel dönüşümü gerçekleştirir. Bunun somut işaretlerini görmek sadece bizi memnun eder.
Bu grupların normalleşmesi kaçınılmaz. Ancak, bu temennimiz, özellikle son üç yıldır işlenen suçların sineye çekileceği anlamına gelmez. Türkiye bir hukuk devletidir. Anayasal düzene ve meşru hükümetlere karşı darbeye kalkışmak, devletin sırlarını ifşa etmek, MİT tırlarını durdurmak, dışişlerinin sağır odasını dinlemek, insanların ölümüne yol açmak bir suçtur ve normalleşme tartışmasının dışındadır. Cezasızlık ve dokunulmazlık söz konusu olamaz. Seçmen AK Parti’ye bu konuda da sorumluluk yüklemiştir. Normalleşmenin bir gereği de, adaletin yerine gelmesidir.
Kısaca, normalleşme konusunda, bu ülkeye çok zarar vermiş bu darbe mekaniğinin estirdiği rüzgarlara kapılanların atacağı adımların olumlanması ile bu mekanik içinde suç işlemiş kişilerin hesap vermesi ayrı şeylerdir. Bunlar birbirine alternatif veya tezat olmayacaktır.