Bu koşullarda bile, HDP’nin mecliste olmasını sonuna kadar desteklemek lazım. Türkiye PKK terörüne karşı mücadele ederken, demokratik hak ve özgürlüklerden tasarruf etmeyeceğini her defasında söylüyor. Bu demokratik zemin korunacaksa, evet HDP mecliste olmalı. Ama bazı aydınlarımız, yukarda anlatılanları hesaba katmadan, HDP’yi asıl tehdit eden gerçekleri görmek istemeden, HDP’nin bir çeşit koruma altına alınmasını talep ediyor. Bu talep elbette haklı bir taleptir. Şahsen hiçbir itirazım yok. PKK’nin izlediği siyaset, hakikaten daha büyük felaketlere yol açabilir. Bu felaketleri yaşamak istemiyorsak, gün gelir işe yarar diye, HDP’nin her şeye rağmen siyasi ve sivil bir imkan olarak yoluna devam etmesini istemeliyiz. Ama sanki HDP’nin elini kolunu siyasi yasaklar, engeller tıkıyor ve AK Parti HDP’nin mecliste olmaması için özel tedbirler uyguluyormuş gibi analizler yapmak doğru değil. HDP’nin elini kolunu bağlayan PKK’dir. HDP, korunacaksa, HDP’nin, her şeyden önce bu korumayı istemesi ve ‘devrimci halk savaşı’ stratejisine toplumla beraber karşı çıkması, dahası kendi siyasi zemin ve alanını cesur bir biçimde koruması gerekir.