NUR BANU KOCAASLAN
Yüksekova’da bir özel harekat amirinin yere yatırılıp ters kelepçelenen 52 Kürt işçiyi, “Ne yaptı lan size bu devlet? Türk’ün gücünü göreceksiniz” demesinin üzerinden çok geçmeden, Silvan girişinde HDP Diyarbakır milletvekili Nursel Aydoğan’ın da olduğu 150 kişi daha benzeri bir olaya şahit oldu.
Sokağa çıkma yasağının dördüncü gününe girdiği Diyarbakır’ın Silvan ilçesine yaralıların güvenli bir biçimde taşınması için temaslarda bulunmak üzere giden HDP heyeti ve çevre halkı özel harekat timlerinin silahlı saldırısına uğradı.

Diken’in ulaştığı HDP’li Nursel Aydoğan, bir özel harekat amirinin tıpkı Yüksekova’da 52 işçiye “Ne yaptı lan size bu devlet? Türk’ün gücünü göreceksiniz” diyen polis amiri gibi tehditlerle dolu 15 dakikalık bir konuşma yaptığını ve “Siz bu devletten ne istiyorsunuz? Bu bayraktan ne istiyorsunuz? Bu bayrak sayesinde ekmek yiyorsunuz, bu bayrağa saygı göstermiyorsunuz. Hepiniz öleceksiniz, hepiniz gebereceksiniz, kimsiniz lan siz askerimizi, polisimizi şehit ediyorsunuz? Alçaklar, şerefsizler, kafirler!” dediğini söyledi.
‘Eylem durumunda değildik, bir anda geldiler’
Aydoğan, 2 Ekim tarihinde Silvan girişinde bulunma sebeplerini ve olayın detaylarını şöyle anlattı: “Yaklaşık 100-150 kişilik bir kitle vardı yanımızda. Ben ve DBP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Ali Şimşek beraberdik. Akşam saat 7:30 civarında yemek yiyorduk benzin istasyonunun dinlenme tesisinde. Bölgede o saatte bayağı karanlık oluyor. İnsanlar akşam yemeklerini yiyorlar, hem de günlük gelişmelerle ilgili bir sohbet havası var. Yani bir eylem durumunda değildik, bu yüzden söylüyorum bunu. Tam o sırada aniden beş on tane zırhlı araç, tomalarla, bir otobüsle birlikte alana giriş yapıldı. Hepsi bir dakikada oldu. Araçların girmesiyle özel harekat timlerinin zırhlı araçlardan inmesi, ‘Hepinizi öldüreceğiz’ demesi bir oldu.”
Aydoğan, şaşkınlık içinde kendilerini korumak için farklı yerlere dağıldıklarını aktararak, “Biz daha ne olduğunu anlamadan tomalardan su sıkılmaya, otomatik silahlarla havaya ateş açılmaya başladı. Bu sırada “Dağılın çabuk, buraya niye geldiniz, bir dakika içinde dağılmazsanız hepinizi öldüreceğiz” deniliyordu. Biz tabi ne olduğunu anlamadan, o panik içerisinde kurşun sesleri arasından bulunduğumuz noktadan dağıldık. Ben marketin içine girebildim. Diğer arkadaşlar, yaşlı anneler de marketin arkasındaki lavabo ve ofise sığındı. Diğer arkadaşlar da araziye kaçıştılar” diye konuştu.
Sivillerin üzerine ateş açılmış
Aydoğan’ın aktarımına göre, özel harekat güçleri araziye kaçışan sivillerin üzerine ateş açarken, benzin istasyonundaki polisler de oradaki araçlara zarar veriyordu.
HDP’li vekil, o dakikaları şöyle özetledi: “Araziye TOMA’ların aydınlatması eşliğinde, filmlerde bile olamayacak bir şekilde yoğun bir ateş açıldı. Dağlık alanlara kaçanlar yine de en şanslılardı, marketin içindekiler en şanssızıydı. Bu sırada oradaki arabalarımıza da hasar da verildi. Bu arada bizlerden ofislere girebilenler olarak zerre kadar ses çıkmıyordu, kaçabilenler de bir yerlere konumlanmışlardı. Tek bir çıt bile çıkmıyordu, bir kuş sesi, bir arı vızıltısı bile yoktu.”
‘Hepinizi geberteceğiz’
Bu esnada bir polis amirinin havaya açılan ateşler eşliğinde konuşmaya başladığını kaydeden Aydoğan, “Polis amiri çıktı, tıpkı Yüksekova’da 52 kişiyi yere yatıran polis amirinin ruh haliyle, avazı çıktığı kadar, “Ne yaptı lan size bu devlet, siz bu devletin ekmeğini yiyorsunuz, ne yaptı lan size bu bayrak? Siz bu bayrağa niye saygısızlık gösteriyorsunuz? Siz bu bayrak, bu devlet sayesinde ekmeğinizi yiyorsunuz. Hepinizi öldüreceğiz, hepinizi geberteceğiz! Çıkın gizlendiğiniz yerlerden. Polisimizi, askerimizi öldürüyorsunuz. Biz de sizi öldüreceğiz. Geberteceğiz” diye 15 dakikalık bir konuşma yaptı. Her cümlesinin sonunda otomatik silahlarla havaya ateş açılıyordu. Benim görebildiklerimin çoğu maskeliydi. En son şöyle bir anons da yaptı: “Şimdi biz gidiyoruz. En kısa zamanda burada olacağız. Burayı terketmemeniz durumunda hepinizi öldüreceğiz.” Alçaklar, şerefsizler, aklınıza ne kadar hakaret ve küfür gelirse hepsini söyleyip gittiler” diye konuştu.
‘Ruh hali çıldırmış bir insanın ruh haliydi’

Bunun üzerine alandan ayrılıp ayrılmadıklarını sorduğumuz HDP’li vekil, “Biz böyle durumlarda asla alanı terketmeyiz. Direnişimizi devam ettiririz. Ama bu konuşmayı yapan kişinin ruh hali çıldırmış bir insanın ruh haliydi. Psikolojisi tamamen bitmişti. Yaptığı konuşmadan anlaşıldığı kadarıyla biz orada kalsak, bizi öldürebilecek ruh halindeydiler. Biz tabi silahsızız ve direniş gücümüzden başka bir şeyimiz yok. Oradaki 150 kişinin can güvenliğini sağlayamayacağımız için orayı terkettik ve çevre köylere gidip, olayları takip etmeye devam ettik” diye cevapladı.
Bir kurumun güvenlik kameralarına takıldı
Aydoğan, olaya dair görüntülerin benzin istasyonunun yakınındaki TÜVTÜRK Araç Kontrol İstasyonu’na ait güvenlik kameralarında olduğunu, kendilerini tehdit eden özel harekat timlerinin tehditle bu görüntüleri ele geçirmeye çalıştığını da aktardı.
Konuya ilişkin Silvan Kaymakamı’na bilgi verdiğini kaydeden HDP’li vekil, “Ben sabah olunca kaymakamı arayarak bu olayı anlattım. Kaymakam bey oraya giden özel harekatçıların yüzlerce mermi attığını, tehditlerde bulunduğunu bilmediğini söyledi. ‘Sizden duyuyorum’ deyip, eliden geleni yapacağını söyledi. Ben de orada görüntüler olduğunu, tehditlerle almak istediklerini ve bu görüntülerin güvenlik altına alınmasını istedim” dedi.
Kendilerini tehdit ederek üzerlerine ateş açan polisleri, ‘Cinnet getirmiş gibiydiler. Yüzlerce insanı katledecek bir ruh haline sahip gibiydiler’ diye yorumlayan Aydoğan, konuya ilişkin bir soru önergesi de vereceklerini, aynı zamanda da suç duyurusunda bulunduklarını belirtti.
‘Emniyet’teki otoritelerini yitirdiler’
Görüntülerin savcılığın talimatıyla koruma altına alındığını belirten HDP’li vekil, özel harekat timlerinin bu operasyonunun takipçisi olacaklarını söyledi.
Polislerin kendisinin orada olduğunu bildiğinin altını çizen Aydoğan, sözlerini şöyle noktaladı: “Hiç kimse 32 kişiyi Suruç’ta katlettik iç savaş çıkmadı, 150 kişiyi de öldürsek savaş çıkmaz demesinler. Nicel birikimler nitel patlamalar yaratır bu da diyalektiğin kuralıdır. Bu tip görevlilerin olması, hele hele kaymakamın dediği doğruysa ve kendilerinden habersiz bu operasyonu yapmaları, bu ülkenin geleceği açısından hiç iyi değil. Bir polis amiri yanına yüz kişiyi alıp, yüzlerce kişinin üstüne mermi sıkıyor, mermiler orada yüzlerce mermi toplanmış. Davutoğlu diyor ya kamu güvenliği diye, kamu güvenliğini düşüneceğine kendi emrindeki polisin kaymakamın bilgisi dahi olmadan nasıl böyle bir operasyon yaptığıyla ilgilensin . Emniyet güçleri içinde otoritesini yitirmiş bir İçişleri Bakanlığı ve hükümetle karşı karşıyayız.”
Gazetecilerin başına silah dayayan polis HDP’li vekili de tehdit etmiş: Kafana sıkarız