28 Şubat sürecinde ismiyle anılan okulları devretmek için General Çevik Bir’e elden mektup gönderen Gülen, şimdi açıktan, cepheden hükümete ve devlete kafa tutmayı yeğliyor. Pes etmeye hiç niyeti yok. Geri adım atmayı aklından bile geçirmiyor. “Ben özür dilemem” diyor. Ekliyor: “Peygamberimiz Ebu Cehil’den özür mü diledi?” diyor… Pensilvanya’da, bir yerlere yaslanmış gibi, ABD ile birlikte farklı bir İslam dalgasını dünyaya yaymak ham hayalini bağlılarına iletmeye devam ettiği algısı, giderek kuvvetleniyor. Öyle bir hipnoz gücü var ki; bağlıları, onun Obama tarafından istişare etmek için Beyaz Saray’a çağırıldığına bile inanıyorlar…
Gülen, kendisine bağlı insanların yakasını bırakmıyor. Müspet hareket yoluna dönmüyor, sulh çizgisine yaklaşmıyor. Kendisini ve hazırladığı yapıyı, Türkiye’den, aile bağlarından, geleceğimizden daha önemli görüyor. Devletle savaşmayı bırakmıyor.
Bu gidişle insanımızı daha çok üzecek, daha çok kıracak. Acılardan, üzüntülerden hiç etkilenmiyor. Yazık, çok yazık…