Siz, iktidar partisinin olağanüstü boyutlarda kayıtdışı bir parayı kullanarak haksız rekabet içinde olduğunu düşünebilirsiniz.
Paralel evrendekiler, bu tür eşitsizliklere, dindarların ve muhafazakârların iktidarının devamı için gerekli zaruret olarak bakıyorlar.
Tabii ki, bu paralel evrende, Başbakan’ın Danıştay Başkanı’nı seçtirmek için müdahale etmesi; bir medya patronunu mahkûm ettirmek için Yargıtay’a el atması; yolsuzluk soruşturmasını yürütecek savcıları bile kendisinin atamaya girişmesi, bunların hepsi küçük birer teferruat olarak kalıyor.
Dindar Başbakan’ın ve hükümetin hesap vermesi ise ancak ahirette olacak bir iş olarak görülüyor.
Yalnız benim de paralel evrende yaşayan kardeşlerimden küçük bir ricam bulunuyor… ‘Serbest piyasa’; ‘basın özgürlüğü’; ‘çoğulcu demokrasi’; ‘hukuk devleti’ gibi bizim bildiğimiz, kullandığımız kavramlar yerine, bundan sonra ne diyelim? Şimdi lütfen, ‘paralel devlet’ lafını bir kenara bırakın ve bize bütün bu kavramların paralel evrendeki isimlerini söyleyin.