Suruç katliamı gibi bir olayda bile, sadece ölen gençlerin acısıyla baş başa kalamıyoruz. Acıyı, öfke, öfkeyi şüphe, şüpheyi daha da büyük bir acı takip ediyor. Bu ülkede devletin kirli tarihini ucundan kıyısından bilen herkes, istemsiz olarak sorduğu bin bir sorunun altında eziliyor.
…Bütün bunlarla baş etmeye çalışırken Urfa’dan başka bir haber geliyor. İki polis enselerine kurşun sıkılarak öldürülmüşler. Cinayetleri PKK üstleniyor. Bu iki polisi Suruç katliamına “misilleme” olarak öldürdüğünü söylüyor PKK. “Onları cezalandırdık” diyor.
Bu arkaik dil, bu insan hayatını bozuk para gibi harcayan anlayış insanı dehşete düşürüyor. Bu totaliter mantalite karşısında Türkiye’de hatırı sayılır bir kesimin gıkı bile çıkmıyor.
Sadece kendi acılarına ağlayabilenlerin ülkesi burası. Hiçbir yaranın iyileşmediği, hiçbir fay kırığının düzelmediği, her an büyük depremlerle sarsılabilecek bir ülke burası…