AKP-HDP-İmralı hattında kotarılmaya çalışılan ‘İzleme Heyeti’ni doğru bulmadığını açıklayarak genel seçimler öncesinde çözüm sürecini durma noktasına getiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, pozisyonunu koruyor.
Erdoğan, 28 Şubat’ta Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala, HDP’li Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder ve İdris Baluken’in görüşmesi sonrası kamuoyuna açıklanan 10 maddelik bildiriye yönelik itirazını sürdürdü.

Söz konusu toplantı ve sonrasında açıklanan bildiri için kullanılan ‘Dolmabahçe Mutabakatı’ ifadesini kabul etmediğini yineleyen Erdoğan, “O toplantı bir mutabakat toplantısı olamaz. Niye? Çünkü ortada bir hükümet vardır, diğer tarafta grubu olan bir siyasi parti vardır. Burada neyin mutabakatını, kimle, ne için sağlıyorsun? Öyle bir şey olmaz” dedi.
İmralı çözecekse vekillerin gitmesinin ne anlamı var?
Ataşehir Mimar Sinan Camisi’nde kıldığı bayram namazı sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan özetle şunları söyledi: “‘Silahı bırakın dememizle bırakılmaz’ yaklaşımı ayrı bir konu. Bunu Ada’ya havale etmek o da ayrı bir konu. Bir taraftan sırtını oraya dayayacaksın, bir taraftan ‘Bunu İmralı çözer’ diyeceksin. O zaman milletvekillerinin Ada’ya gitmesinin ne anlamı var? Herhalde turistik ziyaret yapmıyorlar.”
“Samimiyet arıyorum. 6-7-8 Ekim tarihlerini unutmam mümkün değil. 50 kişinin ölümü var. Ölen Kürt, öldüren Kürt. Eline saz ver, cici çocuk diye meydana çıkart. Samimi olmamız lazım.”
Organik olmasa da inorganik bağın var
“Bayramı bayram gibi yaşamak istiyoruz ama ne yazık ki ülkemizin doğusunda bayramı bayram gibi yaşayamıyoruz. Hâlâ bölücü terör örgütü ne yazık ki tırları yakabiliyor, sivil vatandaşları minibüsleri tarayabiliyor. Bu şartlar altında parlamentoda temsil kabiliyeti bulmuş olan uzantının elinden geleni yapması lazım.”
“Organik bağımız yok diyor. Olmayacak tabii. Ama olduğu ortada. Organik olmasa da inorganik bağın var. Bölgede dolaşınca biliyoruz, istihbari olarak bunu biliyoruz. Bir bölgede silme bir partiye oy çıkıyorsa bu düşündürücüdür. Demek burada silahlarla tehditler var. Bunlar bizzat yaşandı.”
Sabrın da bir sonu var
“Tabii önümüzdeki süreç, arkasına bu gücü alıp siyaset yapanlar çok daha hassas olmak zorunda. Demokratik parlamenter sistem içinde bu işi yürütmek istiyorlarsa buna inanmaları lazım. Türk milleti bu konuda hassasiyeti ortaya koydu. Sabrın da bir sonu var.”
“Herkes, kendi değerler silsilesi içerisinde bir siyaset yürütebilir ama bunu ülkenin şartları olarak ortaya süremez. Yani, ‘Ülkenin şartları olarak bunlar kabul edilmelidir’ diyemez. Siz eğer demokrasiyi bir uzlaşma şekli olarak görüyorsanız siz de şartlarınızı söyleyeceksiniz ama karşı taraf da şartlarını söyleyecek ve bu şartların bir bileşkesi ortaya çıkacak. Bu siyasi bileşke üzerinden de adımınızı atacaksınız. Eğer birbirinize şartlarınızı dayatmaya kalkarsanız zaten ortaya o zaman bir senfoni çıkmaz. Bir kakofoni çıkar. Ama biz senfoni arıyoruz. Bunun tadını alalım.”
Neyin mutabakatı?
“Dolmabahçe mutabakatı ifadesini asla kabul etmiyorum. Çünkü o toplantı bir mutabakat toplantısı olamaz. Ortada bir hükümet vardır. Öbür tarafta gurubu olan bir siyasi parti var. Neyin mutabakatını neyle ve kimle sağlıyorsunuz?”
“Mutabakatın yeri parlamentodur. Ortaya Türkiye mutabakatı gibi değerler silsilesi ortaya konulur ve onun bir karşılığı olur. Bölücü terör örgütüne sırtını dayayanlarla mutabakat asla düşünülemez. O fotoğraf karesi doğru bir şey değildir.”
KCK yöneticisi Bayık: Erdoğan yok saydığı ve bitirdiği ateşkesi dirilmemecesine gömdü
Erdoğan’dan bir ‘bomba’ daha: Dolmabahçe toplantısı yanlıştı, o 10 maddeye de karşıyım
Erdoğan’ın ‘Dolmabahçe’ çıkışı hükümete yakın basının ‘başını döndürdü’
Sırrı Süreyya Önder: İktidar, Dolmabahçe deklarasyonuyla ortadan ikiye bölündü
Demirtaş: Erdoğan, Dolmabahçe’de kimin kiminle oturacağı bilgisine bile hâkimdi