Bu Ahmet’i anlamıyorum. Ama sahiden anlamıyorum. Ya bana numara yapıyor, kafasının içinde başka planlar var ya da…
Ya da’sı bayağı kötü.
Koalisyon turları için “Âdet yerini bulsun, turlar olsun” demiştik. Ama önceki günkü Kılıçdaroğlu ziyaretinde ve sonrasındaki açıklamalarında hiç de öyle “Âdet yerini bulsun” havası yok. Sanki onlarla bir koalisyon kurup iktidarı paylaşmaya teşne, teşne değilse bile yatkın bir hali vardı.
N’oluyor?
Bunun anlamını bilmeyecek kadar saf mıyım sanıyor beni?
Ben renk vermiyor, yiğitliğe krem sürmüyorum. İlgilenmiyormuş gibi davranıyorum.
…Tamam, Ahmet’i çağırıp “Madem böyle, bozun hemen şu koalisyon denen belayı. Kasımda seçime hazırlanılsın” derim.
Ama dinler mi?
Dün olsa “Elbet dinleyecek. Başka ne yapabilir ki” derdim ama bugün durum hiç de parlak değil. İçimde bir his, kötü bir his, içimi kemiren bir his “Ya dinlemezse” diyor. Sahiden de dinlemeyebilir. Kendini sahiden başbakan sayabilir. Beni de eski cumhurbaşkanları gibi gerilere itebilir.
…Offff… Çok dertliyim çok.
Üstelik bu hatıra defterinden başka içimi dökecek kimse de yok. Varsa bile benim kimseye güvenim yok.