Diş hekimi, garsonluk yapıyor: İşsiz kaldığıma kimse inanmıyor

Plansız açılan diş hekimliği fakülteleri kamudaki yetersiz istihdam, yüksek maliyetler ve bürokratik süreçler yüzünden kliniklerini açamayan genç diş hekimleri işsizlikle boğuşuyor.

Mesleklerini yapamayan diş hekimleri garsonluk, oto yıkama, marketlerde kasiyerlik gibi farklı işlere mecbur kalıyor.

Esra Yıldız.

Sağlık Bakanlığı’nın 2026 birinci dönem kurasına 17 bin diş hekimi başvurdu, sadece 521’i alındı.

Özel diş hekimliği muayenehaneleri veya kliniklerde iş bulabilenler de ‘şanslı’ değil. Çoğu düşük ücret, uzun çalışma saatleriyle karşı karşıya.

Yaklaşık 70 kliniğe özgeçmişini yolladı

İşsizlik sorunu yaşayan genç diş hekimlerinden biri de Esra Yıldız. Karadeniz Teknik Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden birkaç ay önce mezun olan Yıldız, mesleğini yapabilmek için İstanbul’da yaklaşık 70 kliniğe özgeçmişini gönderdi.

Yaşadığı Trabzon’da tek bir ilan dahi açılmıyordu. Dental asistanlık, gece veya hafta sonu nöbeti için yaptığı başvurulardan sonuç alamadı. Sonra ailesine daha fazla yük olmamak için asgari ücretle garsonluk yapmaya başladı.

Diken’in sorularını yanıtlayan Yıldız, yeni mezun hekimlere sunulan ücretlerin 30-35 bin lira olduğunu, bazı kliniklerin prim usulü çalışmayı teklif ettiğini anlattı.

Yıldız, kamu atamalarındaki sınırlı kadrolar ve klinik açmanın yüksek maliyeti nedeniyle birçok genç meslektaşı gibi uzmanlık sınavına yöneldi. Tabii bunun da maliyeti vardı. Dershane, kitap, video eğitim setleri vb. bütçe istiyordu.

“Bir-iki ay kadar çalışıp paramı biriktirip en azından ders çalışmaya başlayacağım” dedi Yıldız.

‘Hiç kimse işsiz kaldığım inanmıyor’

Yıldız’ın Ankara ve İstanbul’dan duyduğu örnekler de benzer. Nitekim bir arkadaşı 30 bin liraya diş hekimi olarak işe girmiş.

Daha önce diş hekimliği mezunlarının kamuya atanacağına inanan genç hekim, son dönemdeki uygulamalar nedeniyle hayal kırıklığına uğramış halde.

Yıldız çevresindeki insanların işsiz kalmasına inanmakta zorlandığını söyledi:

“Diş hekimliği fakültesini tercih ettiğim dönemde işsizlik sorununun bu boyutta olduğundan haberdar değildim. Öğrenciliğim sırasında tabloyu fark ettim. Şu an etrafımda hiç kimse bana inanmıyor. İşsiz kaldığıma inanmıyorlar. ‘Böyle bir şey olamaz’ diyorlar. Diş hekimliğinin bu noktaya geldiğinden kimsenin uzunca bir süre haberi yoktu zaten.”

Garson olarak çalışmaya başlamasına ailesinin de başlangıçta destek vermediğini belirten Yıldız ancak buna mecbur kaldığını söyledi.

Yıldız stajdayken hasta başında.

Yıldız’ın garsonluk için başvurduğu otelin sahibinin de diş hekimi. Patronu bunu öğrendiğinde şaşırıp “Diş hekimi misin? Ben nasıl bir diş hekimine garsonluk yaptırabilirim?” demiş.

‘Mesleğimi yapamamak çok üzücü’

Başka bir iş yapmaktan gocunmadığını anlatan Yıldız, asıl üzüntüsünün diş hekimliği diplomasına ve yetkinliğine rağmen mesleğini yapamamak olduğunu söyledi: “Bir hekim olarak mesleğimi icra edememek, halkın bu kadar diş hekimliği randevularına talebi, ihtiyacı varken icra edememek çok üzücü bir durum

Özel sektörde klinik sahiplerinin önemli bölümü diş hekimi değil. Bu da mesleğin ticari bir anlayışla yürütülmesine yol açıyor. Parası olan teknisyenler veya inşaat sektöründen bir sürü insan klinik açabiliyor.

Biz hekim olmayan insanların altında çalışmaya zorlanıyoruz.”

Yıldız gibi farklı işlere yönelen başka diş hekimleri de var. Onun bildiği iki kişi zincir marketlerde iş arıyormuş.

Yeni mezun hekimleri asgari hatta altında ücretle çalıştırıyorlar

Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’ndan Özlem Temir’se iki yıldır düzenli bir iş bekliyor.

Kırıkkale Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi mezunu Temir, diş hekimlerinin gözü ve kulağının kamu atamalarında olduğunu anlattı:

“Hastalar, diş hekimlerine erişimde güçlük çekiyor. Kamudaki diş hekimi sayısı ihtiyacı karşılamıyor. Diş hekimliğinin dahiliyeden sonra en yüksek randevu talebi alan ikinci branş.

Kamu kurumlarındaki diş hekimleriyse yoğun hasta yüküyle çalışıyor. Bir tarafta tedavi bekleyen hastalar diğer tarafta iş bulamayan diş hekimleri varken, kamudaki istihdamın artırılması gerekiyor.“

Özlem Temir.

Kamuya atama yapılmaması ve kapasitenin yetersiz kalması hastaları özel sektöre yönlendiriyor. Özel sektördeki tedavi ücretlerini yüksek bulan hastalar ya aylarca kamudan sıra bekliyor ya da ağızlarındaki sağlık sorunlarının tedavisini erteliyor.

Temir, özellikle yeni mezun diş hekimlerinin özel sektörde düşük ücretlerle çalıştırıldığını belirtti: “Yeni mezunlar asgari ücretle başlatılıyor ya da daha altında, sadece gözlem yapmaları isteniyor. ‘Üç-dört ay gözlem yap’ diyenler bile var. İş bulamayanlar da farklı sektörlere yöneliyor. Bu durum beni de çok üzüyor çünkü ben de artık o raddeye geldim.”

Kamuya 17 bin diş hekimi başvurdu, 521’i atandı

Temir’e göre yeni mezunların önündeki seçeneklerden biri kendi kliniğini açmak ancak bunun için gereken yatırım miktarı onların karşılayabileceği düzeyde değil.

Bir muayenehane için bir oda, bir ünit ve röntgen cihazı gibi temel ihtiyaçların karşılanmasının, tedavi malzemeleri henüz hesaba katılmadan yaklaşık 8-9 milyon lirayı bulduğunu söyleyen Temir, devlet teşvikinin de bulunmadığını belirtti. Klinik açmanın yalnızca cihaz ve malzeme alımından ibaret olmadığını vurgulayan Temir, ruhsat ve fiziki koşulların da ciddi maliyet yarattığını anlattı.

Temir, kamu kurumlarında çok sayıda yardımcı personel istihdam edilirken diş hekimi kadrolarının aynı ölçüde artırılmadığını savundu: “Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan 2026 atama kurasına, 16 bin 370 diş hekimi, 636 da uzman diş hekiminin başvurdu. 521 diş hekimi alındı. Çok fazla yan eleman, yan personel alınıyor ama diş hekimi alınmıyor. Rekor sayıda güvenlik, rekor sayıda temizlik personeli alınıyor.”

Yeni hastaneler planlanırken diş sağlığı hizmetlerinin de aynı planlamaya dahil edilmesi gerektiğini belirten Temir, özellikle şehir hastanelerine dikkat çekti: “Mevcut şehir hastanelerinin yalnızca bir bölümünde diş polikliniği bulunuyor. Yeni hastaneler açılıyor ama bu hastanelerin içinde neden diş pol klinikleri olmaz? Şehir hastaneleri açısından söylüyorum. Önceden açılmış 25 şehir hastanesinin sadece yedisinde diş polikliniği var.”

ADO Başkanı Dayısoylu: Oto yıkamacıda çalışan var

Türkiye’de diş hekimliği fakültelerinin ve mezun sayısının hızla artması, buna karşılık kamuda istihdamın ve toplumun ağız-diş sağlığı hizmetlerine erişiminin yetersiz kalması tartışılıyor.

Ankara Dişhekimleri Odası (ADO) Başkanı Prof. Dr. Ezher Hamza Dayısoylu, kendi kliniğinde temizlik personeli ararken bile iş bulamayan diş hekimlerinin başvurduğunu söyledi.

Ezher Hamza Dayısoylu

Atanamayan, iş bulamayan ve uzmanlık sınavında bir yerlere yerleşemeyen diş hekimlerinin geldiğini anlatan Dayısoylu şöyle devam etti: “Diyorlar ki, ‘Bari beyaz önlüğümüzü bu kliniğe girerek giyelim. Yeter ki bizi alın. Asgari ücret de olsa bizi alın’. ‘Kasiyer olarak çalışmak yerine, üzerine önlüğü giyeyim de aileme ben önlüğü giydim diyeyim’. Oto yıkamacıda çalışanlar var. Aileler geliyor, ‘Çocuğumuzu inek satarak okuttuk’ diyor.”

Farklı kaynaklara göre yılda 7-10 bin diş hekimi mezun oluyor. Sayının bu gidişle 2030-2035 projeksiyonunda 130 bine ulaşması bekleniyor.

Türkiye’de mevcut diş hekimliği fakültesi sayısının 105 olduğunu belirten Dayısoylu, denklik verilen KKTC ve yurt dışındaki fakülteler de dahil edildiğinde sayının 120’lere ulaştığını ifade etti. Eğitim kalitesi de tartışmalı.

Dayısoylu yeterli ekipmanı, öğretim üyesi olmayan diş hekimliği fakülteleri bulunduğunu söyledi. Profesör, bazı öğrencilerin klinik eğitimlerini yeterince tamamlamadan mezun olduğunu söyledi: “Bir diş çekmeden, bir anestezi bile yapmadan, bir tane kanal tedavisi hastaya yapmadan mezun ettiğimiz, kâğıt üzerinde mezun olmuş meslektaşlarımız var.

Aslında ihtiyaç büyük

Dayısoylu şöyle devam etti:

“Yılda ortalama bir kere diş hekimine gidiliyor. Toplumumuzun ağız-diş sağlığı hizmetine ihtiyacı var. Bir an önce, acil ağız-diş sağlığı hizmetine ihtiyaç var ve ötelenmeyecek kadar acil bir ağız-diş sağlığı hizmetine ihtiyaç var. Ancak bir yandan diş hekimi sayısını parabolik olarak artırırken, toplumda bu hizmete erişmesi gerektiğini düşünen bir hasta kitlesi yok.

Ağız ve diş sağlığı yalnızca dişlerin tedavisinden ibaret değil. Çürüğün ve ağızdaki enfeksiyon odaklarının başka sağlık sorunlarıyla da ilişkili. Düzenli diş hekimi muayenesi, kontroller ve koruyucu diş hekimliği önemli. Türkiye’deyse daha çok mevcut hastalıkların tedavisine odaklanılıyor.”

Doktor, yalnızca diş hekimi sayısını artırmanın toplumun ağız ve diş sağlığı sorunlarını çözmeye yetmeyeceğini söyledi:

“Türkiye’de mevcut diş hekimi sayısı kadar daha diş hekimi üretilse bile, Türkiye’de bu nüfus yoğunluğu içerisinde ağız-diş sağlığı merkezlerimizde sabaha kadar dolgu yapsalar, kanal tedavisi yapsalar da bu çürük oranını bu eğitim düzeyiyle aşağıya indirmemiz mümkün değil. Ağız ve diş sağlığı sorunlarının büyüklüğüne karşın kamu kurumlarında yeterli sayıda diş hekimi istihdam edilmiyor.”

‘Bu kadar hekimi neden ürettiniz?’

Dayısoylu, tıp fakültelerinden her yıl yaklaşık 17 bin hekimin mezun olduğunu ve Sağlık Bakanlığı’nın bu hekimler için kadro açarak mecburi hizmet kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerine yönlendirdiğini anlattı:

“Hal söyleyken kamuya atanmak için başvuran 17 bin diş hekimi içinden 521 hekimi alıp, ‘Benim kadrom yok’ diye bir mazeretin arkasına saklanmak mümkün değil. Madem ihtiyaç yoktu, bu kadar hekimi üretmeseydiniz.

Türk Diş Hekimleri Birliği’ne kayıtlı 54 bin diş hekimi var. Kamunun yeni diş üniteleri açmak ve yeni kadrolar oluşturmak için yeterli altyapısı yoksa, serbest çalışan diş hekimlerinden hizmet alabilir. 81 ilin tüm ilçelerindeki eczanelerden, özel hastanelerden, zincir hastanelerden hizmet alınıyor.”

‘Diş hekimleri asgari ücretin altında çalıştırılıyor’

Dayısoylu, sermaye sahibi ancak diş hekimi olmayan kişilerin zincir poliklinikler açarak diş hekimlerini ücretli çalışan konumuna getirdiğini söyledi, “Asgari ücretin altında çalışan diş hekimleri de bulunuyor” dedi.

Öte yandan yılda yaklaşık 8-10 bin kişi uzmanlık sınavına giriyor. Yaklaşık bini uzmanlık öğrencisi olarak alınıyor. Diş hekimliği uzmanlık sınavı yılda iki kereden bire düşürüldü.

Sağlık Bakanlığı’yla görüşmeler sonucu sınavın bu yıl yeniden iki kez yapılmasının sağlandığını ancak gelecek yıldan itibaren tekrar bire düşeceğini belirten Dayısoylu, tıpta uzmanlık sınavının iki kez yapılmaya devam ettiğini söyledi.

Dayısoylu’nun çözüm önerisiyse şu:

  • Fakültelerdeki diş hekimliği kontenjanlarının azaltılmalı (özellikle yeterli öğretim üyesi ve altyapısı bulunmayan fakültelerde)
  • Nitelikli öğretim görevlisi kadroları güçlendirilmeli.
  • Yeni mezunların çalışabilecekleri istihdam alanları oluşturulmalı.
  • Kamu veya özel sektör aracılığıyla yeni mezunların çalışabilecekleri bir sistem kurulmalı.
  • Aile diş hekimliği modeli hayata geçirilmeli.

Diş fırçalamaya ‘iki dakika’mız yok