Sektörden görüştüğüm bazı isimlerin aktardığına göre META, YouTube, TikTok, X gibi platformlara içerik engelleme talepleri geldiğinde bunların her zaman “gözü kapalı” uygulanması gibi bir durum söz konusu değil. Bir sosyal medya platformunun, bir yandan otoritelerin şimşeklerini üstüne çekmeyecek, diğer yandan da Türkiye ve dünya kamuoyundaki marka değerini zedelemeyecek bir denge arayışı içinde, kamu otoriteleriyle süregelen bir diyalog kapsamında bu konulara yaklaştığı bilinen bir durum. Yani durum kamuoyunda genel olarak bilinenin aksine “tak diye mahkeme kararı geldi, şak diye uyguladım” kadar basit açıklanacak bir süreç değil.
Burada sosyal medya platformunun küresel ölçekteki sahip ve yöneticilerinin marka değerlerini ifade özgürlüğüne referansla nasıl konumlandırdıklarından tutun, o şirketlerin yerelde iktidarla kurdukları iş ilişkilerinin derinliğine kadar birçok faktör devrede.
Şirketler talepleri hukuki birimlerinde incelemeye alıyor; küresel ölçekte politikalarına aykırı (örn: Aşırı şiddet, çocuk istismarı, terörizm vd.) içerikler tespit ederlerse bunları zaten tereddütsüz engelliyor. Ancak özellikle ifade özgürlüğü, kamuoyunun bilgi alma hakkı gibi konularda yurttaşlardan tepki çekebilecek bazı engelleme kararları uygulanmayabiliyor ve otoritelere bunu açıklamak için bir diyalog kanalı açık tutuluyor. Engelleme taleplerinin sayısına ve uygulanma hızına bakınca anlaşılan o ki, X artık böylesi bir iç değerlendirme mekanizmasını işletmiyor ya da göstermelik bir şekilde yürütüyor. Musk’ın Türkiye kamuoyu nezdinde bir itibar hesabı yapmadığı da ortada. Bu patronlar öncelikle iktidarlarla iyi geçinmeye bakıyor.