Şevket Sayılgan: Dezenflasyonun görünmeyen faturası

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Enflasyonla mücadele gerekli­dir; yüksek enflasyon zaten işletme sermayesini tüketir ve yatırım he­sabını bozar. Ancak bütün firmala­rı aynı finansman daralmasına tabi tutmak, üretken işletmeyle verim­siz işletmeyi aynı kefeye koyabilir. Nakit üretebilen fakat geçici va­de uyumsuzluğu yaşayan şirketin kaybı, ekonominin gelecekteki arz kapasitesini de zayıflatır.

Yatırımın ertelenmesi bugün nakdi korur; yarın eski makine, yüksek enerji tüketimi ve düşük kalite olarak geri dönebilir. Ni­telikli çalışanların ayrılması da benzer bir maliyet yaratır. Talep toparlandığında kapasite hızla ar­tırılamazsa fiyat baskısı yeniden güçlenebilir. Bu nedenle dezenf­lasyonun başarısını değerlendi­rirken üretim kabiliyetinin ko­runmasını da hesaba katmalıyız.

Çözüm, herkese ucuz kredi da­ğıtmak olmamalı. Finansman desteği; doğrulanabilir siparişi, sürdürülebilir faaliyet kârı ve ger­çekçi ödeme planı bulunan işlet­melere yönelmeli. İhracat alaca­ğına veya güçlü alıcı sözleşmesine dayalı finansman, genel kredi ge­nişlemesinden daha hedefli ola­bilir. Desteklenen kaynağın üre­timde kullanılması izlenmeli; ba­şarı kredi hacmiyle değil, korunan üretim ve geri ödeme performan­sıyla ölçülmeli.

Bankalarla yapılandırma da bor­cu yalnızca ileri tarihe itmemeli. Vade, şirketin gerçek nakit akışı­na uydurulmalı; karşılığında ortak katkısı, gereksiz varlıkların satışı ve maliyet iyileştirmesi istenme­li. Sürekli zarar eden faaliyetlerin borçla yaşatılması yerine, uygu­lanabilir dönüşüm planı aranma­lı. Kamu tarafında ise öngörülebi­lir düzenlemeler ve ödeme disipli­ninin güçlendirilmesi, finansman ihtiyacını kaynağında azaltabilir.

Türkiye’nin ihtiyacı, enflasyo­nu düşürürken üretim kaslarını koruyan bir dengelenmedir. Bu­nun yolu kamu tarafında seçici­likten, şirket tarafında nakit ve verimlilik disiplininden geçiyor. Otuz aylık alarm bize yalnızca ya­vaşlamayı anlatmıyor; müdaha­lenin niteliğini de sorgulatıyor. Enflasyon tablosu iyileşirken fab­rikaların geleceği zayıflıyorsa, ka­zanılan istikrarın dayanıklılığı da tartışmalı hale gelir.

Şevket Sayılgan’ın yazısı