Öncelikle şunu söylemem gerekiyor: Sermaye piyasalarında ortaya çıkan ve “Fon Krizi” olarak isimlendirilen olay aslında içinde iş insanları, siyasetçi ve bürokratların da bulunduğu bir ÖRGÜT tarafından işlenmiş “NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK” suçudur.
Bunu “Fon skandalı” ya da “Fon krizi” gibi basitleştirerek isimlendirmek ise bilinçli ya da bilinçsiz olarak bahse konu suçu örtbas etmeye ya da sulandırmaya yönelik söylemlerdir…
Bu olayın adını doğru koymak sermaye piyasalarında yapılan nitelikli dolandırıcılık olarak dillendirmek suçun ve suç örgütünün üzerine gidebilmek için çok önemlidir.
Bugüne kadar kamuoyuna yansıyan bilgilere bakarsak ortada suç işlemek amacı ile bilinçli olarak oluşturulmuş bir örgütün olduğu, bahse konu nitelikli dolandırıcılık suçunun bu örgüt tarafından tasarlanarak işlendiği şüphesi çok yüksektir.
Lağım patlayıp bu suç ifşa olunca iktidar ve iktidara yakın yandaş basın AKP ve Erdoğan’a yönelik bir tepki oluşmasın, iktidar siyasi bir bedel ödenmesin diye hemen propaganda makinesini çalıştırdılar.
Her zaman olduğu gibi bu olayın arkasında İsrail, FETÖ ve CIA’nın olduğu, bunların bu olayı Erdoğan ve AKP’yi yıpratmak için tezgahladığını falan dillendiriyorlar.
Oysa herkes şunu bilmelidir ki bu nitelikli dolandırıcılık suçunu işleyen ve suçüstü yakalanan örgüt çoğu muhafazakar ve AKP’ye yakın üyelerden oluşmaktadır. Dolayısı ile yabancı işbirlikçiler olsa bile nerede ise tamamen yerli ve milli bir suç örgütünden bahsetmek çok daha doğru olacaktır kanısındayım.