'Altın çocuk' Göksel Arsoy hayatını kaybetti

Yeşilçam’ın ‘altın çocuk’ lakaplı usta oyuncusu Göksel Arsoy, 90 yaşında hayatını kaybetti.

Fotoğraf: Bella Stüdyo

Sanatçının ölümü kızı Aşkım Arsoy, Instagram hesabından duyurdu. Kızı şöyle yazdı:

“Yaşlılık… 90 yaşındaydı. Son iki yıldır fena değildi ama aslında hiç sağlık problemi olmadı. Gözlerinde problem vardı. Göz görmeyince hareketi azaldı, hareketi azaldıkça zayıfladı. İki gün öncesine kadar normal gibiydi. Dün tepkisiz gibi duruyordu. Bugün de sabah uyuyormuş. Saat 10.00’da konuştum. 10.30’da gelmişler, nefes almadığını fark etmişler.

Tek tesellimiz, hiçbir ağrı, sızı ve eziyet çekmeden gitmesi. Son zamanlarında halsizdi. Bizim için en büyük teselli hastane yüzü görmemiş olması. Bünyesi sağlamdı ama yaş 90. Cenaze büyük ihtimalle çarşamba günü olacak.”

Arsoy’un cenaze töreni çarşamba yapılacak.

Göksel Arsoy kimdir?

Kayseri’de 15 Mart 1936’da dünyaya gelen Göksel Arsoy, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğrenim gördüğü sırada Yeşilköy Havalimanı’nda çalıştı.

Yapımcı Fuat Rutkay ve yönetmen Sırrı Gültekin’in dikkatini çekmesinin ardından 1957’de ‘Kara Günlerim’ filmiyle sinemaya adım attı. Sanatçı, ‘Kelepçe’ ve ‘Samanyolu’ filmleriyle kısa sürede Yeşilçam’ın önde gelen oyuncuları arasına girdi.

Özellikle 1959 yapımı ‘Samanyolu’ filminde Belgin Doruk’la başrolü paylaşması, sanatçının kariyerinde dönüm noktası oldu. Arsoy, Belgin Doruk’la 15 filmde birlikte rol aldı. İkili, dönemin en sevilen sinema çiftlerinden biri haline geldi.

Göksel Arsoy’un sinema kariyerinde oyunculuğun yanısıra yapımcılık da önemli yer tuttu. Kendi film şirketini kurarak 12 yapım üreten Arsoy, çocukluk yıllarından itibaren büyük ilgi duyduğu havacılığı sinemaya taşıdı.

Arsoy, Türk sinemasının ilk havacılık filmlerinden biri olarak nitelendirdiği 1963 yapımı ‘Şafak Bekçileri’nde hem yapımcılığı üstlendi hem başrol oynadı.

‘Altın çocuk’ lakabını Arsoy’a yönetmeni Halit Refik Refiğ taktı. Sanatçı, 1999’da 36’ncı Altın Portakal Film Festivali’nde ‘yaşam boyu onur ödülü’ne, 2024’te Cumhurbaşkanlığı kültür ve sanat büyük ödülüne layık görüldü.

Göksel Arsoy. Fotoğraf: AA

‘Aşkı öğreten adam’

Sanatçı, 2022’de 65 yıllık sinema hayatını Anadolu Ajansı’na şöyle anlatmıştı:

* ‘Kara Günlerim’ filmiyle 1957’de sinemaya merhaba dediniz.

Çok doğru. Ne kadar güzel hazırlamışsınız her şeyi biliyorsunuz.

* 1957’de başlamanıza rağmen 1959’da ‘Samanyolu’ filmi sizin çıkışınız oldu, Belgin Doruk’la birlikte. Bu filmin ardından yaşadığınız duygunuzu merak ediyorum. Nasıl hissetmiştiniz?

Sinemaya başladığım zamanki yıllarda, büyük romancı ve sanatçıların kitaplarının, dramatik aşk filmi olarak geçen şahane romanların sinemaya aktarılmasında aşağı yukarı hepsinde ben oynadım. ‘Samanyolu’ filmine rahmetli Belgin Doruk’la başladığımız zaman, bunun çok büyük bir patlama yapacağını bilmiyorduk. Fakat biz bu filmi büyük bir itinayla çektik.

Yapımcı ve rejisör, Allah rahmet eylesin Nevzat Pesen’di. Bittikten sonra yapılan kopyalar İstanbul etrafındaki şehirlere gönderildi. Fakat bir hafta geçtikten sonra diğer yakın şehirlere gönderilmesi lazımken o sinemalar tarafından kopyalar geri gönderilmedi. Kıyamet koptu. O zaman firma farkına vardı ki, korkunç bir iş, muhteşem bir ilgiyle devam ediyor.

“Sinemalara niçin göndermiyorsunuz?” diye bir aylık biletler satıldı. “Ben nasıl gönderirim?” deyince sabahlara kadar kopyalar basılarak gönderildi diğer şehirlere. İşte o filmle ben Yeşilçam’da ‘star‘ sistemini başlatmış oldum.

* Bu filmdeki partneriniz Belgin Doruk’la birlikte yaklaşık 15 filmde daha birlikte yer aldınız.

Evet, enteresandır. Belgin’le ben bu rolde birbirimize çok yakıştık. Zaten bu çok önemli. Yani bir filmdeki başrol oynayan erkek ve kadının birbirine bir aşk içine giriyorlarsa yakışması lazım. Star sistemi de olduğu için öyle bir hale geldik ki, çok enteresan senaryoya gerek yok. Biz Belgin’le sandala binelim, ben kürek çekeyim, ona bakayım, onunla mum ışığında yemek yiyelim, kalkalım dans edelim, ben ona şiirler söyleyeyim, bu halkın çok hoşuna gidiyordu. Halk kendini bizim yerimize koyup çok mutlu oluyordu. Ne güzel günlerdi.

* Böylelikle aşkı anlatmış oldunuz seyirciye.

Evet, tabii. Biz Belgin’le 15 film yaptık. Bu arada da tabii kadın seyirciler tarafından bir anons çıkarıldı; ‘Aşkı öğreten adam’.

Bugün düşündüğünüzde Belgin hanımla anılarınızda kalan ilk aklınıza gelen nedir mesela?

Çok iyi niyetli, çok disiplinliydi. Güzel bir kadındı. Arabayla geçer, onu evinden alırdık sabahları. Bir tek gün evinin kapısında onu beklemedik. Hep elinde çanta o bizi bekliyordu. Bu ne güzel bir disiplin, bu ne güzel bir saygıdır.

* Yeşilçam yapımcıları sizinle film yapmak için yarıştı. Hatta 1962 senesinde şöyle deniyormuş, “Göksel’le film yap, parayı kap” Çok mu kazandırdınız yapımcılara? Bu 1962’ye ait bir söylenti miydi? Yoksa gerçekten Yeşilçam’da en çok kazanan aktör siz miydiniz?

Çok tercih edildiğim için istediğim, arzu ettiğim ücretler hep ödendi. Bu arada ilerleyen yıllarda ben parayı alıp gitmedim, bir şirket kurdum. O şirkette 12 tane film yaptım, kendi anlayışım, kendi dünyamla. Mesela iftiharla söylerim benim çok büyük aşkım, havacılık, hava kuvvetleri.

Yeşilçam’da ilk havacılık filmini ‘Şafak Bekçileri’ni ben yaptım. Hem yapımcı hem de başrol olarak. Bu film ilk havacılık filmi olarak çok enteresan hikayelere sebep oldu. Mesela o tarihlerde şu konuşuluyordu, “Kızlar havacılarla evlenmiyordu ama Şafak Bekçileri’nden sonra evlenmeye başladılar”. Benim bu filmi çekmemin ardından, Hava Kuvvetleri’ne, Hava Harp Okulu’na, çok büyük arzu oldu. Gençler, kız-erkek hücum etti. Bu en büyük hizmetlerden biridir.

* Peki filmi çekerken ihtilalin çıkması durumunu nasıl açıklayacaksınız? Nasıl tamamladınız filminizi?

Bu filmin yapımında o tarihteki Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İrfan Tansel’in büyük ilgisi ve yardımıyla her türlü sıkıntıyı aştık. Filmi çekerken olan o hadiseden dolayı büyük bir üzüntü oldu. Eskişehir Hava Kuvvetleri’nde kalıp ve büyük bir çaresizlik içindeydik. Allah razı olsun bize telefon edip, “Çocuklar telaşa gerek yok. Bu hadise sizi alakadar etmez. Derhal toplanın üsse gidip filminize devam edin” dedi. Allah gani gani rahmet eylesin. O çok büyük bir insandı. Çok güzel bir film çektik.

‘Amerika bile böyle bir filmi bizden 23 yıl sonra çekti’

* ‘Şafak Bekçileri’yle aslında Hollywood’un ‘Top Gun’ filmini 23 yıl önce ülkemizde çekmiş oldunuz sanırım, değil mi?

Bravo. ABD bile böyle bir filmi bizden 23 yıl sonra çekti. Biz daha evvel çektik. İşte bu benim doğduğumda Hava Kuvvetleri’ni görmem, havacılara aşık olmamın bir neticesidir.

* Aslında subay olmak istemişsiniz ve aileniz engellemiş. Ama ne kadar şanslısınız ki, bir aktör, yapımcı olarak o filmi yaparak aslında bu gönlünüzdeki arzuyu yine de yerine getirmişsiniz değil mi?

Tabii. Bu benim sinemada yapmak istediğim kendime göre büyük bir borçtu. Hayran, aşık olduğum bu insanlara böyle bir film yaparak hediye ettim.