'Bulaşığı kim yıkayacak?': Ev işlerini adil bölüşmenin yolları

Partnerlerden biri evin ve ailenin bütün yükünü sırtladığı vakit bıkkınlığın ve ayrılığın ayak sesleri duyulabiliyor. Peki ev işlerini eşit bölüşmenin yolu ne? 

Fotoğraflar: Pexels

Birçok hanede ev işleri dengesiz bölüşülüyor ya da tek bir partnerin üstüne yığılıyor. Kadınlar genellikle her şeyi aynı anda düşünmek ve takip etmek yükü nedeniyle bunalıyor. Uzmanların daha eşitlikçi bir ev için bazı önerileri var. 

The Guardian’a konuşan ‘Eşit Partnerler: Evde Cinsiyet Eşitliğini Sağlamak’ kitabının yazarı Kate Mangino, üç tür ev işi olduğunu söylüyor.

Bulaşık makinesini boşaltmak ya da çamaşırları yıkamak gibi ‘fiziksel ev işleri’. Planlamak, işleri takip etmek gibi ‘bilişsel ev işleri’. Ve ‘duygusal işler’.

Mangino, ’’Tüm bunların toplamı psikolojik yükü oluşturuyor’’ diyor ve şöyle ekliyor:

‘‘Evde tüm yükü sırtlayan insanların bir sıkışmışlık hissettiğine, daraldığına çok rastlıyorum. Yeterince uyuyamıyorlar. Kendilerine, bedenlerine vakit ayıramıyorlar. Hatta kimi depresyonla cebelleşiyor. Öyle bir hal ki bazı çiftler ayrılığı ya da boşanmayı düşünmeye başlıyor.’’

Öte yandan biraz yükün her zaman kötü olmadığını söylüyor Mangino: ‘‘Bir ölçüde psikolojik yük sağlıklı olabilir, iyi hissettirebilir.’’ 

Peki ev işlerini eşit bölüşmek için ne yapmalı? 

Daha eşitlikçi politikalar için mücadele verin

Bath Üniversitesi’nde siyaset bilimci Ana Catalano Weeks, evdeki sorumluluğun eşit bölüşülebilmesi için önce kamusal politikaların değişmesi gerektiğini belirtiyor.

Türkiye’de de tablo farksız. Yasal babalık izni 10 günle sınırlıyken doğum izninin 24 hafta olması devletin ve sistemin bakım yükünü esas olarak anneye yüklediğini gösteriyor.

Weeks’e göre çözüm, erkekleri izin kullanmaya ve ev içi sorumluluğa teşvik eden sistemlerden geçiyor.

Mangino’ya göreyse sistemik değişim zaman alıyor ve beklemek iyi bir seçenek değil: ‘‘Oturup yasaların değişmesini bekleyemeyiz. Bir yandan kamu politikalarının değişmesini talep ederken, diğer yandan kendi evimizde bir şeyleri değiştirmeye başlamalıyız.’’

Bütün yükü üstlenemezsiniz, kabul edin 

Amerikalı finans terapisti Brian Page, bir erkek olarak üç çocuklu ailesini destekleyebilmek için işinden ayrılmış: ‘‘Eşimin iş yükü çok fazla, benimki de fazlaydı. Üç çocuğa asla yetişemiyorduk. Bu yüzden işimi bırakmaya karar verdim çünkü o dönem eşim benden daha hırslıydı.’’

Page’e göre çiftlerin en yaygın hatalarından biri, karşı tarafın taşıdığı yükün farkında olmamak. Hal böyle olunca ufak bir itiraz ya da şikayet bile karşı tarafın ‘dırdır ettiği’ ya da ‘söylenip durduğu’ hissini verebiliyor.

‘Çok kazananın zamanı daha değerlidir’ mitini yıkın

Kadınlara liderlik eğitimi veren Helen Mason’a göre birçoğumuz daha çok çalışan ve kazanan kişinin vaktinin daha değerli olduğuna inanıyoruz.  

‘‘Hepimizin günü 24 saat’’ diyor Mason. ‘‘Eve ve aileye harcanan zaman en az işe harcanan zaman kadar kıymetli.’’

Mason şöyle açıklıyor: ‘‘Erkekler zihniyet olarak belki önceki kuşaklara göre daha çok umut vadediyor. Fakat kadınsanız —özellikle heteroseksüel çiftlerden bahsediyorum— bilişsel yükün büyük bölümü omuzlarınıza yükleniyor.’’ 

Ev işlerini bölüşmeyi eğlenceli kılın 

‘Fair Play’ (Adil Oyun) kitabının yazarı Eve Rodsky, evi şöyle tanımlıyor: ‘‘İnsanların aynı hedefe ulaşmak için çalıştığı bir düzen.’’

Rodsky’nin ev işlerini adil kılmak için geliştirdiği Fair Play sisteminin merkezinde 100 kartlık bir desteyle oynanan bir oyun var. Rodsky’ye göre bu sistem hemen her evde işleyebilir.

Güney Kaliforniya Üniversitesi’nin 2024’teki araştırması da bu oyunun ilişkilerdeki bezginliği azalttığını ve bağları güçlendirdiğini gösteriyor.

Oyunda temizlik ya da yemek gibi rutin işlerin yanısıra kişisel bakım, arkadaşlıklar ve hobiler gibi unsurlar da yer alıyor. 

Çiftler önce 100 kart arasından kendi aile dinamiklerine uymayanları eliyor; örneğin çocuksuz bir çift tuvalet eğitimi kartını çıkarıyor.

Kalan kartlar partnerler arasında paylaştırılıyor ve böylece herkesin sorumluluğu netleşiyor. Gerekirse kartlar yeniden dağıtılabiliyor.

Mason bu sistemin amacına dair yanılgıya şöyle dikkat çekiyor: ‘‘Mesele işleri tam olarak yarı yarıya bölüşmek değil. Bu olacak iş değil. Asıl hedef adalet. Partnerlerden biri haksızlığa uğradığını hissediyorsa kart dağılımında bir sorun var demektir.’’

Görev dağılımında toplumsal cinsiyet kalıpları yerine kişisel becerileri ve özellikleri öncelemek gerekiyor. 

Sınırlarınızı çizin, ihlal etmeyin

Elbette söylemesi kolay. 

Rodsky’ye göre toplum, başkasının zamanının bizimkinden daha değerli olabileceği fikrini aklımıza kazıdı. 

Bu nedenle kadınlar kendi işlerini sorgulamadan yarım bırakarak çocuğun okul çantası ya da okuldan gelen bir telefon için koşturabiliyor. 

‘‘Kendi sınırlarımızı kendimiz ihlal ediyoruz’’ diyor Rodsky. ‘‘Çünkü kadınların ahtapot gibi her işe yetişebileceği fikri aşılanıyor. Bu büsbütün yanlış. Okuldan aranınca ‘eşime haber verene kadar kendim hallederim daha iyi’ düşüncesi tam da bu yanlış önkabulden kaynaklanıyor.’’

Sosyolog Leah Ruppanner insan beyninin aynı anda birçok işi yapmak konusunda berbat iş çıkardığını söylüyor. Bu çaba olsa olsa insanı ruhsal ve fiziksel olarak tüketir, diyor Ruppanner.

Neyi değiştireceğinizi konuşmak için sakin bir an kollayın

Mason’a göre bu mesele bir tartışma sırasında açılırsa biri saldırır, öteki kendini savunur, işler çığırından çıkar ve sonuç olarak hiçbir sorun halledilemez.  

Mangino 10’ar dakika sırayla konuşma yöntemini öneriyor: 

‘‘Konuşma sırası gelmeyen kişi sadece dinler, yanıt dahi veremez. Konuşan kişiyse aklını meşgul eden ne varsa anlatır. Bu yöntem uygulandıktan sonra genellikle her iki partner de karşı tarafın aklının ne denli dolu olduğuna şaşırır. Ortada ciddi bir dengesizlik varsa bu yöntemle ortaya çıkar.’’  

Ruppanner ise bu tür konuşmalara ortak hedeflerden ve hayallerden bahsederek başlamayı öneriyor. 

Haftada bir birbirinizi yoklayın

Her şey yolunda mı? Sorun var mı? Fazla bir yük taşıyor musun?

Bu tür sorulara yanıt verebilmek için haftada bir ‘toplantı’ öneriyor Page:

‘‘Yalnızca 15-20 dakikanızı alacak bir toplantıyla geçen haftayı değerlendirip gelecek haftayı planlayabilirsiniz. Bu konuşmalar sayesinde X, Y, Z işlerini kimin üstleneceğini kesinliğe kavuşturursunuz.’’

Page bu meseleleri pazar, haftanın stresi başlamadan önce konuşmayı öneriyor. 

Aşk yetmiyor: Uzun evliliklerin sırrı ne?