Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2025’e göre İstanbul, çocukluk çağı aşılarının kapsayıcılığında Türkiye ortalamasının ve tüm bölgelerin gerisinde kaldı.

Ülke genelinde önceki yıllara göre aşılama oranlarında düşüş görülüyor. Türkiye genelinde DaBT 3 (difteri, boğmaca ve tetanos aşısı) aşı kapsayıcılığı yüzde 94, BCG (verem) aşı kapsayıcılığı yüzde 93, KKK (kızamık, kızamıkçık, kabakulak) ve KPA (bebeklik döneminde uygulanan konjuge pnömokok aşısı) rapel (pekiştirme dozu) aşı kapsayıcılığıysa yüzde 92 olarak gerçekleşti. Bölge bazında bakıldığında, aşı kapsayıcılığının en yüksek olduğu bölge Batı Marmara oldu.
Aşı kapsayıcılığı, belirli bir nüfustaki hedef kitlenin önerilen aşıları tam ve zamanında yaptırma oranını ifade eden temel bir halk sağlığı göstergesi.
Aile hekimleri, düşüşte ailelerin aşı tereddüdü ve reddindeki artışın etkili olduğunu söylüyor.
Toplum bağışıklığımız düşüyor
Aşılanma oranlarındaki düşüş önemli. Çünkü aşılanma sadece aşılanan kişiyi değil, tüm toplumu koruyor. Toplumdaki aşılı kişi sayısı çok yüksek olursa hastalık salgın yapamıyor, aşılanmayanlar, aşılanan kişiler sayesinde hastalıktan korunuyor (toplum bağışıklığı).
Ancak aşılanmayan kişi sayısı artarsa toplum bağışıklığı etkisi azalıyor ve salgınlar görülüyor. Üstelik bu salgınlarda, aşılanmış kişiler arasından aşının etkili olmadığı bazıları da hastalanıyor.
Yani aşılanmamış olanlar yüzünden aşılananlar arasında hastalanıp ölenler olabilir. Aşı olma kararı, salgın yapabilen enfeksiyonlar söz konusu olduğunda bireysel bir karar değil, toplum sağlığı için bir gereklilik.
Sağlık İstatistikleri Yıllığı, yıllar içindeki düşüşü ortaya koydu. DaBT 3 aşısı kapsayıcılığı 2023’te yüzde 98,8, 2024’te yüzde 96’ya, 2025’teyse yüzde 94’e kadar düştü.
BCG aşısı kapsayıcılığı 2023’te yüzde 96, 2024’te yüzde 95, 2025’te yüzde 94’e indi.
KKK aşısı kapsayıcılığı 2023’te yüzde 95,2, 2024’te yüzde 94, 2025’teyse yüzde 92 olarak kayıtlara geçti.
Benzer düşüşler KPA’nın rapel (pekiştirme) dozunun uygulanmasında da görüldü. 2023’te yüzde 95,2 olan aşılanma oranı, 2024’te yüzde 94, 2025’te yüzde 92 olarak tespit edildi.

Bütün aşılar yüzde 90’ın altına indi
Yıllıkta İstanbul’un aşılanma oranlarındaki düşüş dikkat çekti.
DaBT 3 aşı kapsayıcılığı 2023’te yüzde 98,5 iken 2024’te yüzde 92’ye, 2025’te yüzde 89’a geriledi. Aynı dönemde BCG aşı kapsayıcılığı yüzde 96,1’den yüzde 92’ye, ardından yüzde 89’a düştü.
KKK aşı kapsayıcılığı 2023’te yüzde 93,9 iken 2024’te yüzde 92’ye, 2025’te yüzde 88’e; KPA Rapel kapsayıcılığıysa yüzde 94,1’den yüzde 92’ye, 2025’te yüzde 87’ye düştü.
Aşı tereddütü olanlara yeterince zaman ayrılamıyor
Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi aile hekimi Dr. Emrah Kırımlı, pandemi sonrasında aşı tereddütü ve güvensizliğinin arttığını hatırlattı. Kırımlı İstanbul’daki aşılanma oranlarının Türkiye geneline göre daha düşük olmasınaysa temkinli yaklaştı.
Uyarıları üzerine son yıllarda İl Sağlık Müdürlüğü’nün aşı istatistiklerini daha özenli bildirdiğini ifade eden Kırımlı, diğer kentlere ilişkin verilerin güvenilirliğinden kuşku duyduğunu söyledi.
Kırımlı’ya göre İstanbul’un kalabalık nüfusu ve aile hekimlerinin yoğun iş yükü nedeniyle aşı tereddüdü yaşayanlara yeterince zaman ayrılamıyor. “Aşı yaptırmak istemiyorum” diyen kişiye imza attırılarak sürecin sonlandırıldığını belirten Kırımlı, “Böylece artık o iş tamamen çözümsüz bir noktaya geliyor. Tereddüdünü giderme imkânımız hemen hiç olmuyor” dedi. Bir başka sorun aile hekimlerinin gün içindeki yoğunluğu. Kırımlı, bu sebeple aşı kararsızlığı yaşayanların güvenini sağlayacak zamanı bulamayabildiklerini söyledi.
Kapsayıcılığın düşmesi riskleri büyütüyor
Yıllığa göre 2025’te kızamık toplam vaka sayısı 228. Ancak Kırımlı gerçek sayının bunun çok üzerinde olduğunu düşünüyor: “Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirilen yılın ilk dokuz ayının Türkiye verisi bin vakanın üzerinde. Kızamık aşısının kapsayıcılığının yüzde 95’in altına düşmesi risk anlamına geliyor. Arkadaşlarımız kızamık vakaları bildiriyor. Kızamık olan meslektaşlarımız da var.”
Göçmenler geçtiğimiz yıla kadar aile sağlığı merkezlerine kayıtlıydı. Şimdi göçmen sağlığı merkezlerine yönlendiriliyorlar. Kırımlı bu düzenlemenin de göçmenleri aşılanma hizmetlerinden alıkoyduğunu sözlerine ekledi.
Türkiye’nin sorunu
Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, aşı tereddütü ve reddinin ülke genelinin sorunu olduğunu söyledi. Sağlık Bakanlığının bunun önüne geçmek için gerekli yasal düzenlemeleri yapmadığını belirten Kandemir şunları söyledi: “Konuşarak ikna edebildiklerimizi ediyoruz. Ama bazıları karar vermiş şekilde geliyorlar. Bu kolay olmuyor. İstanbul’daki oran beni şaşırttı. Çünkü sadece İstanbul’un değil, Türkiye genelinin sorunu. Ben İzmir’de aile hekimliği yapıyorum, burada da benzer şeyi yaşıyoruz.”
Aile sağlığı merkezlerinde çalışan hekim, hemşire ve ebelere Sağlık Bakanlığı tarafından her geçen gün daha fazla işin yüklendiğini ifade eden Kandemir, koruyucu sağlık hizmetlerine yeterince zaman ayırmakta zorlandıklarını söyledi: “Asıl işimizi yapmak, koruyucu sağlık hizmetlerine odaklanmak istiyoruz. Ama aşı karşıtlığı, reddi, tereddütlerinde sadece bizim çabamız yeterli olmaz. Burada muhakkak bakanlığın daha keskin, daha rijit adımlar atması gerekir. Bakanlık aşı reddi için örneğin ayrı bir birim, ekip kurabilir.”
Anlatmak için zaman ayırmak zor
Birlik ve Dayanışma Sendikası Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, Sağlık Bakanlığının koruyucu sağlık hizmetleri yerine poliklinik hizmetlerine önem vermesinin sonuçlarından birinin de aşılama oranlarındaki düşüş olduğunu söyledi.
Aile sağlığı merkezlerinde günde 80-100 hastaya hizmet verdiklerini belirten Mehlepçi, şöyle konuştu: “Devamlı ‘poliklinik yapın’ baskısıyla karşı karşıyayız. Böyle olunca doğal olarak bakanlık koruyucu sağlık hizmetlerini çok öteliyor. Saat saat kaç hasta baktığımıza baktıkları bir sistem kuruldu. Poliklinik sayısı düşen aile hekimlerine soruşturma açılıyor. Böyle olunca aşıları anlatacak zaman bulmakta sıkıntı yaşıyoruz.”
İstanbul’da aşı karşıtlığına, tereddütüne çok sık rastladıklarını anlatan Mehlepçi de Bakanlığın bu konuda üzerine düşeni yapmadığını söyledi.