Sanayisizleşmenin olumsuz sonuçlar yaratmamasının istiyorsak; halkımızın akıl birikiminin bize öğrettiklerini anımsayalım: “Alet yapar, el övünür” uyarısına alıcı bir ruhla yaklaşalım. Çin örneğinden yola çıkarak “plan disiplinin” sermaye kadar faydalı bilgi kullanmada yarattığı etkili sonuçlardan dersler çıkarmaya çabalayalım.
Önce temel varsayımımızı netleştirelim: Bugün iki süper güçten biri olan Çin’in yüzyılımızdaki başarısının sırrı, plan anlayışı, hazırlama disiplini, uygulama sorumluluğu ve geri bildirimle sorgulama özgüvenidir.
Ülke geneli için hazırlanan 15’inci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın merkez düşüncesini kavrayalım: “Yüksek kaliteli kalkınma, yüksek düzeyde dışa açılım” için yüksek düzeyli bir tasarım sunulması yanında, diğer ülkelerle ekonomik ve ticari açılım için yeni büyüme alanları ve stratejik fırsatlardan da yararlanılacak.
Çin resmi yetkilileri amaç ve hedeflerini paylaşırken ülke ölçeğinde kendi önceliklerini de sıralıyor: Öncelikle, bilimsel bir şekilde beş yıllık planlar hazırlamak ve bunları ardışık biçimde hayata geçirmenin ülke yönetimine önemli deneyimler kazandırdığı içselleştiriliyor.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyanın yaklaşık üçte birinde beş yıllık plan uygulamaları gerçekleştirildiği; değişik nedenlere çoğu ülkenin plan disiplinini terk ettiği anımsatılıyor.
Çin Komünist Partisi’nin güçlü liderliğiyle kuşaktan kuşağa aktarılan bir kararlılıkla 1953’ten 2025’i kadar 14 adet beş yıllık planı hayata taşıyan dünyanın ender görülen kalkınma mucizesi yarattığının altı çiziliyor.
Uluslararası ortamın son derece karmaşık olduğu, belirsizliklerin ve istikrarsızlıkların iç içe geçtiği günümüzde “tek bir planı sonuna kadar uygulama” konusundaki stratejik kararlığın öngörülebilir politika çerçevesi; elverişli bir “ belirlilik alanı” sağladığı; geleceğe yatırım yapmanın önünü açtığı da iddia ediliyor.
“Sanayisizleşme sürecinin” büyük bedeller ödetmesini istemiyorsak planlama kurumunu talep edelim, sahiplenelim, koruyalım ve geliştirelim ki refahımız artsın.