Organize suçun yeni nesil çetelere doğru evrilen kabuk değişimi de iddianamelerin satır aralarındaki bilgilerde yatıyor. Mahallelerdeki çete nüveleri ilk evrimini yasadışı bahis, uyuşturucu ve dönüştürülmüş silah ticareti gibi alanlara odaklanarak sağladı. Bu “uzmanlaşma” sayesinde pazarlar büyürken, ticaretin kaynakları değişti, daha ucuz mal temini için aracılar yerine sınır ötesinde ilişkiler kuruldu. Çeteler rekabet ve çatışma pahasına mahallelerin dışına taşıp diğer şehirlere doğru yayıldılar.
Bu işlerin asıl sahibi olan geleneksel organize suç figürleriyle bahis parası taşımak, gece kulüplerinde “kapı tutmakla” başlayan ilişkileri bedeli mukabili kurşunlama ve cinayete doğru ilerledi. Büyük grupların çatışmalarında taraf olup, vekalet savaşlarında karşı karşıya geldiler.
Taraftar grupları içinde şekillenen çete embriyoları benzer yoldaydı. Mahalle çetelerinden farklı olarak taraftar gruplarının alanı bizzat takımın kendisiydi. Tribün hakimiyeti ya da deplasmanlarda verilen düşük yoğunluklu savaşlarla uzun yıllardır birlikte davranmayı öğrenen bu gruplar ağ yapısının ilk nüvelerini oluşturdu.
Yeni nesil çetelerin dünyası cezaevlerinde kuruldu. Küçükçekmece’de Bayrolar-Eminanç gruplarına yönelik soruşturmada “Altay” kod adı verilen gizli tanık yeni neslin birbirlerini hırsızlık sanıklarının gönderildiği Silivri 5 Numaralı Cezaevi’nden tanıdığını anlattı:
“O dönemde (2015-2018) tutuklanıp bu cezaevine gönderilen Polat Ay grubu, Can Dalton lakaplı Beratcan Gökdemir, Halil Ay, Uğurcan Gündoğmuş, Siirtli Naci, Tayfur Uçak, Kağıthane ve Sancaktepe grupları, Ayaz kardeşler grubunun tamamı birbirini Silivri 5 Nolu cezaevinden tanır. Şu anda ülke gündemine yansıyan tüm silahlı saldırı eylemlerini adını saydığım gruplar organize eder. Her grubun hakimiyet kurduğu ilçe ya da semtler vardır. Hiçbir grup diğerinin alanına karışmaz…”