Bana Birleşmiş Milletler ne zaman bitti diye sorsanız, derim ki 11 Eylül saldırılarından sonra. Amerika çok büyük emekler vererek kurduğu bu organizasyonu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin onayı olmamasına rağmen başka bir ülkeye müdahale ederek kendi elleriyle bitirdi. O gün yeni bir kanun başladı, belki o kanun hep vardı da adı bu kadar net konulmamıştı.
O kanunun adı “güçlüysen hukuk da sensin, hakim de sensin, savcı da sensin, avukat da sensin, kararı da sen verirsin” kanunuydu. İşine geldiği zaman Birleşmiş Milletler, insan hakları, Birleşmiş Milletlerin maddeleri, işine geldiği zaman ise, ben şu ülkeyi işgal ediyorum. Ama her şeyin ötesinde, şu son birkaç yılda yaşananlar.
Birleşmiş Milletler’in artık sadece Eylül ayında ülke liderlerinin gidip ülkelerinin duruşlarını anlattığı bir platformun ötesinden başka bir şey değil. Düşünsenize, bir ülke hem de soykırımdan muzdarip bir ülke dünyanın gözünün önünde soykırım yapıyor, bazı mahkemelerde o ülkenin lideri yargılanıyor ve hiçbir şey olmamış gibi Birleşmiş Milletler kürsüsünden gelip rahatlıkla konuşabiliyor. Katledilen küçük bebeklere terörist diyebiliyor.
İster salondan çıkalım, ister tepki gösterelim, ister kınayalım birçok ülke bu dediklerimi yapmakla beraber katliam hala devam ediyor ve Birleşmiş Milletler hiç ama hiçbir şey yapamıyor.