Gerçekten sarı-lacivertli takımın kurtarıcısı İrfan Can Kahveci ya da Kerem Aktürkoğlu mu? Hakan Safi ile sözleşme yapan Kerem’in her maç oynama maddesi var mı? Talisca, İrfan Can Kahveci kadar çalışkan değil miydi?
Bu kararı kimler aldı, onlara bakmak lazım. Yeni yönetim muhalefetken eski yönetimleri yerden yere vurarak eleştirmek kolaydı. Gelinen noktada takım ilk 5 maçta 2 mağlubiyet, 1 beraberlik alınması ciddi bir kötü başlangıçtır.
Bu tabloyu “sezonun başı” diyerek geçiştirmek mümkün değil. Takıma yorgun demek ise…
Geçen sezondan çok daha kötü bir kadro mühendisliği yapıldı; takım yaşlı, ağır, hücumda ise herkes Greenwood’un ayağına bakıyor. Onun da gücü bir yere kadar.
Dönelim sonuca şampiyonluk yarışına gireceğin Galatasaray her maç hemen hemen 3 ve üzeri gol beklentisi ile tempolu oyunlar oynuyor, keza Beşiktaş 3.65 lerin üzerinde ön alan boğucu baskısı müthiş, Fenerbahçe ise geriden kaplumbağa misali yavaşça stoper kaleye kaleci sağ beke, sağ bek, sol stopere yavaş yavaş oyun kurmakla meşgul, beklenen gol beklentileri 1 sayısın biraz üstü. Hani bu takım hızlı oynayacaktı.
Lyon deplasmanı, Roma maçının ikinci yarısı dışında bir oyun yok sahada. Bu durum ne kadar ilerler, tekrar istifa – ikna turları başlar mı?
İsmail Kartal maç sonu açıklamasında; Tek kale oynadık, “Galibiyet için yetersiz olan bir şey yok, yeterli olan her şeyi yaptık ama bir gol atamadık.”
Bu sözler ileri zamanda çok eleştiri alır. Şimdiden yazmış olalım.