Faruk Bildirici: Artık hayatta olmayan Serhat Kılıç'ın anısına saygısızlık yapılmasının yolunu açtılar

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Ölü bulunan ünlü oyuncu Serhat Kılıç’ın evinden çıkanlar” başlıklı ilk paylaşım, profilinde “Intelligence Police Correspondent” yazan Doğan Can Cesur’dan geldi. Bu başlığın altına polisin, Serhat Kılıç’ın evinden çektiği fotoğrafları koymuştu.

Doğan Can Cesur’un bu paylaşımını kısa süre sonra yine bir “polis muhabiri” olan Emrullah Erdinç ve A Haber’in paylaşımı izledi. Onlar da hemen aynı ifadelerle “Serhat Kılıç’ın evinde alkol şişeleri ve sigara sarımında kullanılan kağıtlar bulundu” yazıyordu.

Bir evde “alkol şişesi ve sigara kağıdı” bulunmasının haber değeri olamaz. Ancak ölen bir oyuncunun evinde bunların bulunduğunu yazmanın anlamı elbette çok farklı. Polisin evdeki pet su şişeleri, sigara kağıtları vb tüm malzemeleri, Serhat Kılıç’ın kimlik kartını da koyarak, getirip çektiği anlaşılan fotoğrafın yayımlanması, uyuşturucudan öldüğü algısı yarattı.

Ölüm nedeni kesinleşmeden imalarla dolu böyle paylaşımlar ve haberler yayımlanması tam bir itibar suikastıydı. Her iki gazeteci, bu paylaşımlarıyla sosyal medya trollerine linç malzemesi ürettiler; artık hayatta olmayan Serhat Kılıç’ın anısına saygısızlık yapılmasının yolunu açtılar.

Oysa gazetecilikte hiç kimsenin yaşam biçimine yönelik küçültücü ifadeler kullanılmaz; hele ölmüş biri söz konusu olduğunda daha da özenli davranılır. Zira hayatta olmayan bir insan, o ifadelere, suçlamalara yanıt veremeyecek durumdadır.

Maalesef tepkiler, o gazetecileri durduramadı. Hatta Emrullah Erdinç, “Bu haberleri eleştirenlerin kriminal gazeteciliği bilmediği”ni söyleyerek savundu yazdıklarını. Halbuki Serhat Kılıç’ın ölümünde cinayet şüphesi yoktu, dolayısıyla kriminal bir haberden söz edilemez. Kaldı ki, ölüm kriminal nitelik taşısa da böyle haber yazılmaz. Tahminler bilgi, duyumlar da doğrulanmış veriler gibi aktarılmaz. Olay yeri fotoğrafları algı yaratacak bir bağlamda sunulmaz.

Ne yazık ki, kimi medya kuruluşları da sonraki günlerde oyuncunun ölümüne ilişkin yaratılan algıyı kanıtlama çabası içine girdi. Takvim ve Sözcü, evde uyuşturucu bulunduğunu ve sevgilisi Özdem Esmergül’ün ifadesinde “Serhat’ın uyuşturucu kullandığını biliyorum” dediğini yazdı.

Türkiye gazetesi daha da ileri giderek, “Ölümcül yalnızlık” haberinin ilk sayfadaki spotunda “Kanser olan sanatçının uyuşturucudan öldüğü tahmin ediliyor” yazdı! Ama haberdeki “ölüm nedeninin henüz kesinleşmediği” ifadesi, o spotu yalanlıyordu.

Tahminlere ve önyargılara dayalı, paylaşım ve haberler yazan gazeteciler, ölen bir insanın özel yaşamını teşhir edip, onu aşağılamaya çalışarak sosyal medyada çok etkileşim almış olabilirler ama gazeteciliğin güvenilirliğine ve inanılırlığına zarar verdiler.

Faruk Bildirici’nin yazısı