Artık şunu biliyoruz; AK Parti’yi İstanbul’da üç kez yenen Ekrem İmamoğlu’na önce hiçbir hukuk literatüründe olmayan ‘ahmak’ kelimesi yüzünden siyasi yasak getirildi, arkasından 30 yıllık diploması elinden alındı, sonra da bir siyaset mühendisliğini çağrıştıran sahur vakti operasyonuyla tutuklanıp hapse atıldı.
Ayrıca bir de bütün bunların üstüne bonus olarak ajanlık soruşturması kapsamında yargılanıyor.
Kısacası, sofistike bir yol temizliği ile İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı denkleminden çıkarıldı.
Evet mevcut tabloya göre İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı yapılamayacak. Normalde İmamoğlu problemini çözmüş bir iktidarın daha sakin bir görüntü vermesi gerekir. Ama görünen o ki İmamoğlu hapiste olmasına rağmen iktidar kendisini güvende hissetmiyor.
Ekrem İmamoğlu’nun mahkemede yaptırılmayan savunmasından oluşan “Millet Şahidimdir” isimli kitabının yasaklanıp emniyet tarafından toplatılması haberini görünce ister istemez “Cezaevindeki bir insandan neden bu kadar korkulur?” demekten kendimi alamadım doğrusu.
Tabii esas vahim olan, Türkiye’ye geçmiş dönemlerde büyük ayıplar yaşatan ‘kitap yasaklama’ utancına yeniden maruz kalmamız…
Galiba iktidarlar değişse de makus talihimiz hiç değişmeyecek. Yöneticilerimiz halkımızın ekmek problemini çözemeseler de ‘kitap yasaklama’ işinde çok başarılılar maşallah.
Doğrusu iktidarın bu tür hamlelerle ne yapmak istediğini anlamak mümkün değil. Zira böylesine yasakçı yöntemlerin iktidara bir yarar sağlayıp sağlamayacağı şüpheli ama İmamoğlu’nu Türkiye çapında efsane haline getirmesi kaçınılmaz gibi gözüküyor.