Gerçeği “hayal” diye küçümsüyorlar, gerçeği “sıra dışı” kelimesiyle olabilirlik sınırının ötesinde unutturuyorlar. Distopik dünyada paraya ve maddeye çevrilmeyen her şeyin karşılığı “ütopya” diye itiliyor. Distopya kendi karşıtı kavramı “ütopya” diye tanımlayarak reddin ve imkânsızlığın içine hapsediyor. Kötü ancak kendi anlam ve sürdürülebilirlik dünyasına uygun olanı üretiyor. Ve dünya kötüye hapsoluyor.
Feodal toplumsal düzenden kapitalizmde çeşitlendirilerek çağımıza aktarılan ve sanal kurgusal düzende daha da pekiştirilerek tipik insan davranışı haline dönüştürülen şu sapmalar üzerine düşünmeli insan: Hırs, rekabet, kıskançlık, duygu sömürüsü, bencillik, manipülasyon, nifak tohumları, alay etme, aşağılanma kompleksi, kibir, diğerini kullanma, küçümseme, çarpık savunma mekanizmaları, ikiyüzlülük, düşürme-aşağıya çekme, dedikodu, yalan, hiyerarşi, bağımlılık, çağa uyumlanamama ya da çarpık arayışlar.
Toplumsal ağın her tarafını kuşatmış durumda. Ancak bu ahlaksız giydirmelerden uzaklaşırsa daha az parayla ve maddeye esir olmadan bir arada yaşama kültürü geliştirerek gerçek yaşama kavuşur insan.
Komün olgusu ve alternatif yaşam arayışları da ancak bu itkilerden ve komplekslerden, çağın hastalıklı yanlarından arınmış veya bunun çabasında bireylerle mümkün olur.