Çerçeve yasanın bir ilk adım olduğu söylenen süreçte, durum körlerin fili tarifi gibi. İktidarla Kürt siyaseti aynı yolda yürüyor gibi gözükse de söylemde biri güvenlik, diğeri barış çerçevelerini ön plana çıkarıyor. Yaklaşım farkı gazete manşetlerinde, kürsü konuşmalarında görünür hâlde. Bu kakofoni sürecin bundan sonraki seyrine dair de fikir veriyor.
Saray-İmralı hattında yürütülen sürecin adı bile kolay konulamadı: Başta, daha önce akamete uğrayan 2013-2015 çözüm sürecine referansla “yeni çözüm süreci” olarak da adlandırıldı, “huzur içinde terörsüz Türkiye süreci” de dendi. Kapalı kapılar arkasında neyin konuşulduğunu bilmeden olumlu/olumsuz anlamlar yüklemek istemeyenler “süreç” demekle yetindi.
DEM Parti cenahında “barış ve demokratik toplum süreci” olarak adlandırıldı. Meclis’te kurulan komisyona “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adı verildi; ardından iktidar tarafından ağırlıklı olarak “terörsüz Türkiye” olarak anlatıldı.