Süleymancılara yapılan operasyondan sonra eski bir yaklaşım yeniden nüksetti: Bütün tarikatlar ve cemaatler kapatılsın! Kapatmak, fiilen zaten imkansız ve aynı zamanda bu konunun çözümü bahsinde yanlış bir fikirdir.
Bir kişinin bir tarikat veya cemaate dahil olması, ait olması veya takipçisi olması yadırganamaz. Herkesin inanç haritası veya kendisini dindar hissetme tarzı farklıdır. Öte yandan kimse de tarikata, cemaate ait veya dahil değil diye suçlanamaz, tekfir edilemez vs.
Son yıllarda bu tür yapıların bazılarının eleştiri konusu olduğu, yozlaştığı ve asli maksadından uzaklaştığı sır değil. Tasavvuf ehli olduğu halde tasavvufa yaraşmayan sayısız faaliyet içinde bulunan devasa cemaatler var. Birbirleri arasında bile bu faaliyetlerin niteliği, dini yorum farkları ve siyasi tutumları nedeniyle tartışmalar yaşanıyor. Bidat ve hurafe merkezli eleştiriler ise malum yüzyıllardır sürüyor.
Birçok eleştiriyi hak ediyor olmalarına rağmen cemaat ve tarikatların kapatılması fikri yanlıştır. Esasen imkansızdır da. Bu tür yapıların içinde olan insanların çoğu samimi duygular taşır. Yukarıdaki yozlaşmanın parçası değildirler ve iyi niyetleri sorgulanamaz. Bu arada, adı sanı bilinmeyen ve ticaretle siyasetle hiç ilgilenmeyen sayısız tarikat vardır; bunu da unutmayalım.
Bu yapılara karşı öfke patlaması yaşayan özellikle siyasetçiler daha soğukkanlı olmalı ve arka plandaki sosyolojiyi ve geleneği gözden kaçırmamalıdır.