Bacak kıllarının azalması, bazen bacak atardamarındaki dolaşım bozukluğunun işareti olabiliyor. Kalp ve damar cerrahisi uzmanı Doç. Dr. Macit Bitargil, ayrıca yürürken ortaya çıkan, dinlenince geçen bacak ağrısı, nabızda zayıflama, soğuk ayaklar, cilt incelmesi, geç iyileşen yaraların da bacak damarındaki tıkanıklığın habercisi olduğunu söyledi.
Damar sağlığına en büyük zararı yüksek tansiyon, diyabet ve kolesterol yüksekliği veriyor. Bu tehlikeli üçlünün yanı sıra tütün ve tütün ürünlerinin içilmesi, hareketsiz yaşam, stres, obezite gibi sorunlar da damarları daraltıyor. Bitargil, “Bu faktörlerin her biri damar tıkanıklığı riskini iki kata kadar yükseltiyor” dedi.
Bir diğer önemli risk faktörü yaşlanma. Kadınlarda östrojen kalkanının menopozla kaybolmasıyla, risk belirgin şekilde artıyor. Erkeklerde 45 yaş üstünde risk artışı başlıyor, 55-65’den sonra iyice hızlanıyor.

‘Vitrin hastalığı’ da deniyor
Bacak damarlarındaki tıkanıklığın göz ardı edilemeyecek kadar önemli olduğunu belirten Bitargil, sorunun en tipik belirtisininse, yürürken ortaya çıkan ve dinlenince geçen bacak ağrısı olduğunu söyledi.

Bacak damarı tıkanmasına halk arasında ‘vitrin hastalığı’ denildiğini ifade eden Bitargil şöyle devam etti: “Hastalar yürürken ağrı başlayınca, bunu saklamak için vitrine bakıyormuş gibi duruyor. Asıl amaç bakmak ya da alışveriş değil, bacaktaki ağrının geçmesini beklemek. Yürüyünce ağrı yeniden başlar. Çünkü kas, damar tıkanıklığından ötürü ihtiyacı olan kanı, yani oksijeni alamaz durumdadır. Oksijeni alamadığı zaman da vücut ağrı olarak bu sinyali verir. Çünkü oksijen bizim için çok değerli. Hücreler oksijeni aldığı zaman bazı tepkimelerle ATP (adenozin trifosfat molekülü) açığa çıkıyor. Vücudu hayatta tutan bütün reaksiyonlar bu ATP ile yapılıyor.”
Peki kıl dökülmesi nasıl oluyor da tıkalı atardamarın belirtisi olabiliyor? Bitargil bunu da oksijenlenmenin bozulmasıyla açıkladı. Beslenemeyen kıl kökleri dökülüyor: “Yeteri kadar oksijen sunulamadığı zaman kıl yapımından sorumlu hücrelerde ve mekanizmada bir problem yaşanıyor. Zaman içerisinde damarı daha tıkalı olan bacakta, tıkalı olmayan bacağa göre kıllanma azalıyor. Aynı zamanda daha az kanlanan bacak daha soğuk ve soluk renkte olur.”
Bir yerdeki sorun, başka yerdekini de işaret ediyor Meselenin önemine gelince; bütün vücudumuz bir damar yumağı aslında. Dolayısıyla bir damarda problem olduğu zaman, bütün damarlarda (kalp, beyin, böbrek vb.) bir sıkıntı olma ihtimali artıyor.
Bitargil, “Mesela kalp damarımızda bir darlık varsa, şah damarında; şah damarında bir darlık varsa bacak damarlarında daralma ihtimalleri artar” dedi.
Bu nedenle bacak damarlarında tıkanıklık saptanan hastalarda kalp ve şah damarlarının da mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bitargil, “Bacak damarındaki hastalık çoğu zaman kalp krizi ve felç riskinin de arttığını gösterir. ‘Kıl döküldü, bir şey yok, biraz da ağrım var, geçer’ diye düşünmeden önce mutlaka bir doktor kontrolü yaptırmakta fayda var” diye konuştu.
Bacak damar tıkanıklığı olan hastalar tedavi olmazlarsa hareket etme kabiliyetlerini yavaş yavaş kaybediyor. Yürüme mesafesi giderek kısalıyor, yatağa bağlı hale gelebiliyor. Bitargil, “Damar tıkanıklığı tedavi edilmezse yaralar iyileşmiyor. O yüzden de uzuv kaybına giden bir tablo gelişebiliyor” dedi.
Erken tanı önemli
Söz konusu şikayetlerle gelen hastaların önce bacak nabzına bakılıyor. Nabız alınamazsa ileri tetkikler ultrasonognafi (doppler) ve anjiyoyla sorun anlaşılmaya çalışılıyor. Müdahale edilmesi gereken bir darlık saptanırsa da balonla, stentle açılmaya çalışılıyor. Hastanın durumuna göre ameliyat da gündeme gelebiliyor. Bitargil, “Ne kadar erken teşhis edersek o kadar faydamız dokunur. Erken tanı hayat kurtarır. Kimi hastada bazen sadece ilaç tedavisi bile işe yarayabiliyor” dedi.