Türkiye’de üniversite kontenjanları, YÖK tarafından belirlenmekte ve bu kontenjanlar ÖSYM’nin yayımladığı tercih kılavuzu aracılığıyla ilan edilmektedir. Kontenjan planlamasının iş gücü piyasasının gerçek ihtiyaçları ile tam olarak örtüşmediği eleştirisi uzun yıllardır dile getirilmektedir.
Her yıl tercih kılavuzunda yer alan bazı bölüm ve programların mezunları, kamu kurumlarında atanma olanağı bulamamakta ya da özel sektörde yeterli istihdam alanı oluşmadığı için işsizlikle karşı karşıya kalmaktadır.
Sonuç olarak farklı bölümlere devam edip üniversite eğitimini tamamlayan binlerce genç, kendi mesleğini yapamamakta; yıllarca emek verdiği alanın dışında düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kalmaktadır.
YÖK, son yıllarda “Üniversite İzleme ve Değerlendirme Raporları” yayımlayarak üniversitelerin akademik performanslarını çeşitli göstergeler üzerinden değerlendirmektedir. Ancak kontenjan planlamasında mezunların istihdam verilerinin ve sektör ihtiyaçlarının belirleyici ölçüde dikkate alındığını söylemek güçtür. Sağlıklı bir planlama için yalnızca üniversitelerin bölüm başkanlıkları veya dekanlıklarının talepleri yeterli değildir.
Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, meslek odaları, kamu kurumları ve özel sektör temsilcilerinin görüşleri de planlama sürecine sistemli bir biçimde dahil edilmelidir. Ancak bu şekilde eğitim ile istihdam arasında sağlıklı bir denge kurulabilir.