Özgür Erdursun: Mesele asgari ücretin yeniden gerçek anlamına kavuşturulmasıdır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Son günlerde ka­muoyunda en çok konuşulan ko­nulardan biri, asga­ri ücretin bölgesel veya sektörel olarak belirlenebileceğine ilişkin haberler ol­du. Elbette bu konu tartışılabilir. Dün­yada bunun farklı örnekleri de bulu­nuyor. Ancak bana göre Türki­ye’nin asıl tartışması gereken konu bu değil.

Asıl mesele, asgari ücretin yeniden gerçek anlamına ka­vuşturulmasıdır.

Çünkü asgari ücret, işvere­nin çalışanına ödemesi gereken standart ücret değildir. Asga­ri ücret; devletin, “Bir çalışana bunun altında ücret ödeyemez­sin.” diyerek belirlediği en dü­şük yasal ücret sınırıdır. Yani çalışma hayatının tabanıdır.

Ne var ki Türkiye’de uzun yıl­lardır asgari ücret, taban ücret olmanın ötesine geçmiş, fiilen çalışma hayatının referans üc­reti hâline gelmiştir. Ücret pa­zarlıkları asgari ücret üzerin­den yapılmakta, birçok işye­rinde çalışanların önemli bir bölümü ya asgari ücret almakta ya da asgari ücretin çok az üze­rinde ücretlerle çalışmaktadır.

Bugün konuşmamız gereken konu, asgari ücretin kaç lira olacağı değil, asgari ücretle ça­lışanların sayısının nasıl azal­tılacağıdır.

Özgür Erdursun’un yazısı