Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde, bir gencin elinde “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetinin yazılı olduğu pankartla sahneye çıkması, ardından yaşanan “kriz” ve devlet ricalinin jet hızıyla kınama yarışına girmesi… Nereden baksanız tam bir “haftanın mağduriyeti” tasarımıydı. İddiaya göre muhafazakâr bir genç, seküler bir üniversitede inancından ötürü engellenmiş, eski Türkiye’nin vesayetçi zihniyeti bir kez daha hortlamıştı. YÖK ışık hızıyla soruşturma başlattı, valisinden parti sözcüsüne kadar herkes kınama kürsüsündeki yerini aldı. Sonra ne mi oldu? Araya can sıkıcı bir detay, yani “gerçek” girdi.
Ortaya çıkan görüntüler, iddia edilen o “müdahaleyi” bir türlü doğrulamıyordu. Fiziksel bir engelleme yoktu; aksine söz konusu öğrenci yaklaşık altı dakika süren seremoni boyunca, arkasında diğer arkadaşları dikilirken pankartını gayet sakin bir şekilde taşımaya devam etmişti. Ortada bir linç değil, her mezuniyette görebileceğiniz türden bir kadraj itiş kakışı ve rektörlüğün deyimiyle “kişisel bir sürtüşme” vardı. İşte tam bu noktada, akıllara düşen o soru: Peki ya görüntü olmasaydı?