Ankara zirvesi öncesinde ilan edilen ‘olağanüstü hal’ ile ülkenin/vatanın gözlerinin bağlanmak istenmesi; meselenin bir zirvenin güvenliğinden çok daha fazlası, Saray rejimi ve Türkiye kapitalizminin ABD ve AB’li emperyalistlerle uyum içinde dönüşüm süreci olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu dönüşüm sürecinin Türkiye’nin AB’nin yeni güvenlik mimarisiyle uyumlu bir pozisyon alması, askeri-sınai kompleksinin bu uyum ve entegrasyonun bir parçası haline getirilmesi (Baykar ve İtalyan Leonardo arasındaki iş birliği bu yönde atılmış bir adımdı) ve asıl olarak ABD ve AB’li emperyalistlere daha fazla bağlanma üzerinden enerji ve ticaret yollarının güvenliğine dayalı yeni bir jeopolitik konumlanma ekseninde ilerleyeceği söylenebilir.
Trump’ın Kaan motoru ya da Türkiye’nin yeniden F-35 savaş uçağı programına dahil edilmesi konusunda vermesi beklenen müjdeler de Türkiye’nin ABD emperyalizmine daha fazla bağlanması ve üstlenmesi muhtemel yeni rollerden bağımsız anlaşılamaz.