Evet, bugünün “Terörsüz Türkiye”sinde ülkeye girerken ona yapılanlar tam 59 yıl önce, 1967’nin Temmuz başında, büyük yazarımız Aziz Nesin’e de uygulanmıştı.
Aziz Nesin’in o yıl yaptığı Sovyetler Birliği seyahatinden dönüşünde gözaltına alınması Demirel döneminin en büyük skandallarındandı. Gümrükte bavullarına elkonulduktan sonra “Nazım Hikmet’in vasiyetnamesini içeren ses bandlarını Türkiye’ye soktuğu, yurt dışındaki Türkiye Komünist Partisi yöneticileriyle konuştuğu” gerekçesiyle sorguya alınmıştı.
Ama ilk de değildi… Aziz Nesin daha önce de, 1955 yılında, 6-7 Eylül pogromu’nun ardından da tutuklanmıştı.
Yaptığı provokasyon sonucu İstanbul ve İzmir’de başlayan olayların kontroldan çıkmasından paniğe kapılan hükümet hemen sıkıyönetim ilan etmiş ve tutuklamalar başlamıştı. Ne ki, tutuklananların başında ne olayları tahrik edenler ne de yağmacılar geliyordu.
Aziz Nesin’i kaybedişimizin üzerinden 30 yıl geçtikten sonra Türkiye hâlâ islamo-faşist bir iktidarın diktası altında… “Terörsüz Türkiye” şov sürüp giderken HDP liderleri, Gezi direnişçileri, Avrupa’nın en büyük belediyesinin başkanı hâlâ zindanlarda… Ana muhalefet partisi CHP “Terörsüz Türkiye”cilerin cürüm ortağı “butlancı”lar marifetiyle parçalanıp seçilme şansından mahrum edilmeye çalışılıyor…
Ve de, tıpkı Aziz Nesin’in 59 yıl önce yurt dışı dönüşünde göz altına alınıp sorguya çekilmesi gibi, 32 yaşındaki genç bir sanat insanımız, Deniz Göktaş da yurt dışından dönüşünde “Terörsüz Türkiye”ye ayak basar basmaz derdest edilip ters kelepçeyle zindana atılıyor.